1 Mayıs kavramı

fogbird

Üye
Kayıt
31 Temmuz 2008
Mesaj
76
Tepki
1
Konuya diğer başlık altında yorum yazacaktım konu kitlenmiş.
Kısa bir görüş eklemek isterim.
1 mayıs siyasi bir kavram değildir. Dolayısıyla bu konu ile yazılan ve yazılacakların "siyasi" çerçevede algılanması Türkiye'ye özgü bir durumdur.
Ayrım yapılmadan bütün çalışanların katıldığı bir şenliktir. Ülkemizde maalesef bir siyasi eğilime maledilmiştir.
1 Mayıs'a gitmek, kutlamak ayıp, gereksiz ve yakışık almayan bir davranış şekli olarak empoze edilmiştir. Önce bunu görmek gerekir.

Bugün beni dumur eden Çarşı grubunun pankartlarla Taksim'e girişiydi.
Git gide bir sivil toplum hareketine dönüşen bu futbol taraftarlarından alacağımız bir ders var.
Bugün taksim'de neden sanatçılar yoktu?
Grafikerler, ressamlar, fotoğrafçılar...
Neden yoktu?
Önce bu sorunun cevabını verebilirsek, bir çok sorunu aşmış oluruz.
Yoksa ülkenin gelişimi açısından tatil günlerinin çokluğu bana göre engel değildir.
Bu tartışılabilir..
Bana göre yanlış olan bu açıdan bakılırsa; çok küçük bir hatırlatma yapmak isterim: Ramazan bayramı bütün dünya müslümanları tarafından 2 gün olarak kutlanırken bizde neden 3 gündür?
Dini bayramların yıllık toplam 8 gün tatil potansiyeli varken,
Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan ve 1 Mayıs'ın toplam 3 gün ile nasıl bir işgücü kaybı yarattığını anlayabilmiş değilim.
Üstelik 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü bütün işyerlerinin yasal olarak kapalı olması zorunluluğu olmasına karşın bunu kimse takmamaktadır.
..
Kısaca konu bu değildir.
Görüleceği gibi çok ilgisiz taraflara doğru gider.
Bunu polemik açmak için yazmadım.
Sadece 1 Mayıs'ın bir siyasi kavram olmadığını anlatmak istedim.
Devam edebilecek yorumlarda, lütfen yukarıda sorduğum soru üzerinden gitmeye özen gösterelim.

Grafikerler 1 Mayıs'ta neden yoktu?

Hepinizin emek bayramı kutlu olsun.
Naci Yavuz
 
Kayıt
25 Haziran 2008
Mesaj
1.278
Tepki
4
Grafikerler 1 Mayıs'ta neden yoktu?
Ben kendi adıma cevap vereyim: belli kesimin bayramı gibi algılanan ve kutlanan 1 mayıs'ın nasıl kutlandığını bugün maalesef gördük. Size katılıyorum biz de siyasi olarak algılanmaya başladı ve öyle empoze edildi. Bugünkü kutlama şekliyle hiçkimse bu bayrama sahip çıkmaz. Günlerdir taksim kavgası yapıldı sendikalar tarafından ne var taksimde!. gerilim var oyun içinde oyun var.. 1 Mayıs her kesimin bayramı olduğunda ben de orda olacağım. Dini bayramların uzun olması sizi niye rahatsız etti anlamadım. Bu toplumun genel kabuludür. Refarandum yapalım o zaman halk hangi bayramın ne kadar tatil olmasını istiyor? Eğer halkta bundan rahatsızsa indirelim dini bayram günlerinide eğer rahatsız değilse siz de rahatsız olmayın. Demokrasi...
Saygılar
 

fogbird

Üye
Kayıt
31 Temmuz 2008
Mesaj
76
Tepki
1
Ben rahatsız değilim Süleyman bey. Olmadım, olmayacağım da.
Anlatmak istediğim başka bir şey olduğu için en hassas yerden örnek verdim.
 
Kayıt
25 Haziran 2008
Mesaj
1.278
Tepki
4
@fogbird

Hocam,
Rahatsız değilseniz ve olmayacaksanız anlatmak istediğinizi de ben anladım. Hemen hemen aynı görüşleri paylaşıyoruz. İnsan kendi bayramında kavga eder mi? Yoksa bu kavga edenler, karmaşa çıkaranlar işçi değil mi!..
Saygılar
 
Kayıt
14 Ağustos 2008
Mesaj
40
Tepki
0
Kavga edenler, durup dururken olay çıkartanlar, işçi değildir, evet. Bayram kutlamak amacında olmayan, bellidir. Provokatörler, işçi değildir, bilirsiniz.
 
Kayıt
7 Ekim 2007
Mesaj
100
Tepki
0
fogbird sana katılmıyorum kardes cok ınce bır yerden ve hassaas bır noktadan ornek vermısın ben hiç bir dini bayramda işyerlerini taslayan polisle kavga edip insanlara zarar veren bir grup gormedım aksıne dini bayramlarımız bızı bıze daha cok yaklastırıyor bu nedenle 2 3 gun lafı olmaması lazım noldu bugun oralarda toplandılarda esnafa darbe mill ekoniye darbe bu işler sizlerin dedği gibi fazlaca siyasete bulasmıs bizi asar
neden mı yoktu grafikerler ? bu tartışılır elbettee
hepimizin fikri bir ama emekcilik kutlancaksa saygı ve neseyle kardeslıkle kutlanmalı
nacızane olarakta ben boyle dusunuyorum
saygılar
 

fogbird

Üye
Kayıt
31 Temmuz 2008
Mesaj
76
Tepki
1
Dikkat edilirse genel işçi kitlelerini temsil eden gruplar Taksim'e çıktılar.
Polis ara sokaklardaki, yüzü özellikle maskeli grupların peşindeydi.
1 Mayıs'a atfedilen kavram ve ideolojiler aşırı marjinal grupların ekmeğine yağ sürüyor. Bu ve benzeri günlerde kendilerini ifade ve varlıklarını sürdürme adına her türlü çirkinliğe başvuruyorlar. Pangaltı'da DİSK grubuna karışmak istediler, oradaki işçiler izin vermedi.
Eskiden dikkat edilmezdi.
Artık insanların gözü açılıyor.
Bayramı kirletecek kişi ve kuruluşlara artık kitlelere malolmuş örgütler izin vermiyor. Bunu bugün gördük.
BUgün polis "engellemek" yerine "korumak" amaçlı bulunsaydı hem katılım çok yüksek olurdu hem de "oyunbozan marjinaller" daha kolay yakalanırdı.
Beşiktaş Çarşı grubunun yaptığı yürüyüş beni çok etkilediği için yazdım.
Mor bayraklarıyla "feministleri" unuttum.
Her kesimin katılımı bir başka renk ve güzellik katıyor.
..
Çok hassas noktadan örnek vermem konuya odaklanmayı arttırır.
Ne diyor bu adam dersiniz.
Şimdi yıllar geçse de bugün verdiğim örnekle, bugünkü 1 Mayıs'ı unutmayacaksınız.
Bilmem anlatabildim mi?
 
Kayıt
8 Eylül 2008
Mesaj
2.540
Tepki
31
hıdrellez 1 mayıs bu iki bayram artık provakatörlerin ele başını çektiği terör örgütünün güç gösterisi halini almıştır.

naci beyin dini bayramlardan örnek vermesi konun anlaşılabilmesi içindi

sendikalarda 1 mayısta sanki karışıklık çıkmasını istercesine illaki taksim diyorlar
başka yer mi yok

şimdi benim taksimde işyerim var ve ayda 15.000 lira kira veriyorum günlüğüm 500 tl ye gelir. bugün işyerim kapalı - 500 zarar yarın temizlik falan derken kimse uğramaz 500 daha zarar camlar kırıldı etraf parçalandı - 1-2bin zarar peki orda kaçtane bu durumda esnaf var diyelimki 500 esnaf var 500+500+1000 tl = 2000 tl topla 1.000.000 tl bir tirilyon sadece esnaf parke taşları çöp tenekerleri sokak lambaları 1 de onlar tutar 2 tirilyon bu parayı kim ödüyör biz bizler peki bizim günahımız ne

biz bu terör örgütlerini yok etmedikçe bazı çevreler provakasyonlara uydukça bu böyle gider
çözümmü onu bilmiyom bilsem zaten başbakan ben olurum
 

fogbird

Üye
Kayıt
31 Temmuz 2008
Mesaj
76
Tepki
1
Çözüm son derece basit Fatih Bey, (bu arada geçmiş olsun)
Disk'in bugün ara sokaklardan gelenlere verdiği tepki çözümün birinci ayağıdır.
Ben sendika başkanıyım diyelim.
Alt kademelere ve bana üye bütün işçilere "kesin ve tartışmasız" şu talimatı veririm:
"Biz eğlenmeye gidiyoruz, kesinlikle kavga, hır gür yok. Tanımadığınız kimseleri aranıza almayacaksınız. Polise teslim edeceksiniz. Kavgaya karışanlar sendikadan atılacağı gibi, sendika disiplin maddeleri işletilerek işverene işten çıkarılması için önerge verilecektir."
...
Bitti.
Sendikaların böyle bir disiplin maddeleri vardır ve işverenle karşılıklı imzalanır.
Sendika disiplin kurulunun vereceği cezayı işveren uygulamak zorundadır.
Problem kaldı mı?
Polis de koruma amaçlı orada bulunduğu zaman ortalık güllük gülistanlık olur.
Diyeceksiniz ki, bu şimdiye kadar neden yapılmadı?
Bu sorunun cevabı siyasidir ve konu dışına doğru gitmiştir.
Taksim konusuna gelince. Taksim bir semboldür. Özellikle sembol değildir. Provakatörlerin kışkırtmasıyla 32 yıl önce orada ölen onlarca insanın anısına semboldür. Manevi anlamı çok büyüktür. Ve 31 yıldır Taksim, sembolik de olsa kutlama için sendikalara yasaklanmıştır. Yasak özlemi beraberinde getirmiştir.
2 sene sonra Taksim değil de Hezarfen havaalanında yapın kimsenin gıkı çıkmaz.
..
Kısaca, mülki amir (vali) toplar bütün sendika başkanlarını, bir tek kişinin burnu kanasın, sizi sorumlu tutarım der ve bu iş biter.
Tırmandırmak ve germek aklıbaşında insanların işi değildir.
Bu konu da benim açtığım yerden çoook uzak dolaylarda seyretmektedir.
Sevgiler
Naci Yavuz
 
Kayıt
14 Ağustos 2008
Mesaj
40
Tepki
0
Bu Taksim konusunun, yakın tarih ile ilgili olduğunu belirteyim. 1977'de orada 34 kişi Kazancı Yokuşu'nun başına, ayaklarına doğru ateş edilerek, kasıtlı olarak sürülmüş ve yokuşun aşağı tarafını tıkayan bir kamyonetten öteye gidemedikleri için arkadan gelenlerin baskısıyla ezilerek ölmüşlerdir. O olaylarda ölenlerden biri, bir doktor hanım, polis panzerinin meydanda ölçüsüzce attığı tur sırasında panzerin tekerlekleri altında kalarak feci şekilde hayatını kaybetmiştir. Diğer kişinin de, kurşun yaralarıyla öldüğü saptanmıştır. Bugün Taksim'e adını veren maksemin (Sular İdaresi) üstünde, o gün elinde dürbünlü tüfekle dolaşan kişiler ile bugün The Marmara denilen, o günün Inter Continental Oteli'nin pencerelerinden kalabalığa doğru ateş eden kişilerin kimlikleri, hâlâ açığa kavuşmamıştır. Bu silahlı kişilerin, rasgele ateş açarak olayları provoke ettiği, sır değildir. Buna karşılık, olaylar hakkında açılan kamu davası, zaman aşımından düşmüş, olayları kimin, nasıl çıkarttığı, karanlıkta bırakılmıştır.

O günkü olayların bir kısmını ve o günkü Taksim Meydanı'nı, bizzat görmüş ve yaşamış biri olarak, o olayların ve provokatörlerin kurbanı olan masum insanların ölümünün açığa kavuşmamasının, bu devletin bir ayıbı olduğunu düşünmekteyim. Bugün benim halen tüylerimi diken diken eden o olaylardan dolayı maalesef sorumlular hesap vermemiştir. 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyen işçiler de, bu hesabın verilmemesinden şikâyetçidir. Yoksa, Taksim veya Kadıköy'ün bir farkı yoktur.

Hemen her maç kutlaması veya konser için olur olmaz izin verilen Taksim'e 1 Mayıs kutlamaları için özellikle izin verilmemesi, olayları aslında davet etmektedir. Kadıköy ise Taksim'den daha büyük bir alan değildir zaten.

Konuyu daha fazla dağıtmak istemiyorum. Bilgi olarak bu noktaların altını çizmek istedim. Zararın sorumlusu, işçiler değildir. Mağdur, sorumlu olamaz.
 
Yukarı Alt