Nasıl açıldığını tartıştık, peki ajansı açtık, ee sonra?

NavarinTR

Üye
Kayıt
19 Ocak 2010
Mesaj
5
Tepki
3
Tekstil Grafik Kursu
Merhabalar öncelikle, bu konuyu açmadan önce büyük tereddütler içindeydim ve sanırım hala da öyleyim. Evet, bir reklam ajansı açmak!

6 senelik tasarımcılık hayatımın son 2 senesini sanat yönetmeni olarak bir reklam ajansında geçirdim. Derler ya "her tasarımcı bir gün kendi yerini açmak ister" diye, işte ben de o klişe isteği yaşayanlardanım. Çünkü onca senelik çalışma hayatımda yaptığım yaratıcı tasarımlar hep küçümsendi, hep "bunu insanlar anlamaz boş ver" denildi. Halbuki artık insanlar klasik reklamlardan sıkıldı, alıştı; artık ilgi çekmiyor, prim yapmıyor.

Piyasadaki bu açığı da göz önüne alarak, daha çok gerilla tarzında konsept reklamlar üreten, markaların insanların aklında daha iyi yer edinebileceği işlerin yapıldığı bir reklam ajansı oluşturmak düşüncem var.

Ben şu an Antalya'da yaşıyorum ve bu düşüncem için bu şehir uygun değil. Aklımda iki yer vardı; İstanbul veya Ankara. Fakat İstanbul'da yepyeni bir ajansın sonu genellikle "iflas" oluyor ki o kadar rakibin arasında da kaçınılmaz son diyebiliriz. Geriye kaldı Ankara! Evet, Ankara bu konu için ne kadar uygun orasını yaşayıp öğreneceğiz.

Üniversite hayatımı da orada geçirmemden dolayı, oldukça geniş bir -iş potansiyeli olan- çevreye sahibim. İşin aslı ben bu çevreye güvenerek de hareket etmiyorum.

Çok uzun oldu tamam, benim sizlerden öğrenmek istediğim bir reklam ajansı nasıl açılır değil. Bir reklam ajansı açtık, besmele çekip koltuğumuza oturduk, ee sonra? Sonrası aslında basit gibi ama mutlaka başarıya daha hızlı ulaşabilmek için bir yol olmalı ve bu yollardan geçen büyüklerimizden tavsiyeler alınmalı...

Ben merdiven altı bir ajans için bu konuyu açmadım. Böyle ajanslara öncelikle ben karşıyım. Aklımdaki, bir markayı baştan oluşturan, gerekirse müşteri firmalarımızdaki personellerin saç şekline bile yön verebilecek, dediğini yaptırtabilecek bir ajans olmak.

İzlememiz gereken yol nedir? Bir de tek emin olmadığım konu ilk aşamada bir muhasebeciye ihtiyaç var mı?
 

GürhanErkal

Altın Üye
Altın Üye
Uzman Üye
Kayıt
22 Aralık 2009
Mesaj
444
Tepki
43
Hocam benzeri şeyleri 2012'de yaşadım. Gördüğüm kadarıyla siz de benle aynı hatayı yapmak üzeresiniz ki tabi özel durumlarını ekonomik durumunuzu bilmeden konuşuyorum. Eminim sizin kafanızda da şık bir ofis, yetenekli işe aç çalışanlar, dolayısıyla güzel yaratıcı işler var.

Bu durum beynimizi köreltiyor bence işe şu gözle bakın direk bir yatırımcı yada işletmeci gibi. Ne koyarsam ne alırım ne kadar kazanırım ne kadar kaybederim. Atıyorum hiç ilginiz olmayan bir işe girecek olsanız mesela büfe açacak olsanız nasıl araştırırsınız işte o şekilde araştırın.

Kendi yaptıklarımdan örnek vereyim sizin de dediğiniz gibi piyasa bol miktarda gereksiz ajans var. Benim bunlara benzememem lazımdı zaten ilk hedefim büyük ajans, prodüksiyon stüdyolarına tasarım, video hizmeti vermekti. O yüzden kendimi tasarım ofisi sahibi olarak tanıttım. Ekonomik gücümün zayıf olmasından dolayı merdivenaltı bi yere benzemem çok olasıydı.

Hatta devletin yeni açılan işletmelere verdiği ciddi destekler var şu kosgeb hikayesi falan onlara da başvurdum. Ağzımdan ajans kelimesi çıktığı anda öngörüşmede fişimi çektiler:) herkesin ajanslara karşı bir antipatisi var.

Neyse uzatmıyım akraba bir muhasebeci buldum, idare eder bir daireyi ofis niyetine tuttum abartmadan ikeadan mobilya aldım. Elimde 2 PC, bir laptop vardı. Güzel sanatlar fakültelerine haber saldım gelin benle çalışın diye. Yani tatlı tatlı az masrafla işi yavaş yavaş götürmek için herşeyi yaptım. Derdim freelance'İn ofislisi vergi vereni olmaktı. Asıl atılımımı biraz para kazandıktan sonra yapacaktım.

Öncelikle şirket açmak gerekiyordu. Çok kolay bişeymiş. 250 Tl'ye tüm işler halloluyor. Vergileri soruyorum hiç ciddi şeyler olmadığını görünce içim rahatlıyor. Vergiler ancak belli bir büyüklüğe erişince yada bir sene felan geçince büyümeye başlıyormuş. Bu da beni rahatlattı.

Neyse ama herşeyi en azdan, abartısız hatta garantili müşterilerle başlattığım halde ne kadar büyük bir hata yaptığımı bir kaç ay geçmeden anladım. Bir vergi geliyor ne vergisi anlamıyorum, yılbaşı geliyor bilmemne vergisi, muhasebeciye para vermek gerekiyor. Kira verdiğin için her üç ayda bir, 1 kira kadar stopaj vermen gerekiyor. Arada irili ufaklı ödemedikçe biriken minik minik vergiler geliyor. Faturalar, masraflar derken bir de bakıyorsunki bu işin tasarımla iyi işler çıkarmakla hiç alakası yok. Benim cidden işletmecilik üstüne kendimi eğitmem gerekiyormuş ve bu işte hiç zevkli değilmiş.

Aldığım kredi tükenince daha fazla borca girmeden hemen ofisi kapattım. Bİr kaç ay sonra da şirketi feshettim. Öyle bir rahatladım ki anlatamam. Yani ben o kadar masrafı edeceğime homeofis olarak işlerimi sürdürsem ciddi bir birikim yapabilirmişim. İş gene aynı iş, kimsenin ofise geldiği yok müşterilerinin ayağına sen gidiyon zaten:)

Hiç girmediğim sigorta meseleleri de var o ayrı masraf. Yani kardeşim ofis kirasını sayma ben gibi en küçükten başla yine de hiç yoktan ayda cebinden en az 1000 Tl gidecek. Normal şartlarda kirayla stopajla falan en az 3000 - 5000 Tl olur zaten:)


Her neyse Ankara iyi seçim. Ben de ankarada başladım iş hayatıma. Ankarada istanbul kadar olmasa da sağlam bir reklam ve tasarım bilinci var. Bilinçli müşteri bulabiliyorsun. Belli kıstaslara sahip eleman da bulabilirsin. Kİralar da eskisi gibi pahalı değil sanıyorum. Eskiden ankarada 500 TL ye kümes gibi evde otururduk. Ofis diyebilicen bir yere minumum 1500 Tl ödemek gerekirdi.

Anlattıklarım gözünün korkutmasın kenarda bir kaç ay idare ettirebilecek paran varsa çok iyi müşteri portföyün varsa bu işe girilebilinir.
 

NavarinTR

Üye
Kayıt
19 Ocak 2010
Mesaj
5
Tepki
3
Gürhan Bey, sizin başlatmış olduğunuz konuyu aslında o tarihten itibaren takip ediyordum, ve gelen yorumlar da gerçekten deneyim dolu ve bilgi içeren konulardı. En azından kişisel gelişim için bile olsa faydalı şeyler yazılmıştı.

Bu işte her şey paraya bakıyor, paran varsa iş tutar mantığı ne yazık ki ülkemizden hala gidemedi.

Benim aklımdaki yer kartvizit, kurumsal kimlik vs. yapan bir ajans olmak değil; büyük markalar için gerilla reklam projeleri üretip, büyük firmaların ayağına gidip sunum yapıp projemi kabul ettirmek.

Tasarım yapmanın yanında, gerilla reklamlar 6-7 senedir ilgimi çekmekte ve bu tip reklam fikirleri bulma konusunda da kendime güveniyorum ki hali hazırda 48 büyük marka için projesini bitirdiğim gerilla reklam fikirleri var. Fakat bu fikirleri elimi kolumu sallayıp adamlara freelance bir kişi olarak anlatamam. Ya da anlatsam bile adamlar beni takar mı orasını bilmiyorum.

Vergi ödeyen bir freelance olmaktansa, büyük markalar için büyük reklam fikirlerimi vergi ödeyerek mi kabul ettirmem gerekir? Kendi markam, web sitem ve kurumsal kitlerim olup da freelance olarak ayaklarına gitsem etkilenip kabul ettirme şansım nedir? Bu reklam fikirlerimi tescil ettirmem gerekir mi, gerekiyorsa nasıl bir süreç?

Aklımda daha çok bu sorular var, reklam fikirlerim konusunda kendime oldukça güveniyorum ne yazık ki bu fikirlerimi hayata geçirebileceğim ajans yok denecek kadar az. Ve bu yokluk bana kendi yerimi açmam gerektiğini gösteriyor... Tek korkum işin ticari yanı.
 
Yukarı Alt