Sex and the City'nin güzel, akıllı ve cesur kızları

Kayıt
7 Haziran 2008
Mesaj
533
Tepki
6
Üzerinde tam sekiz yıldır çalışılan "Sex and the City: The Movie" Kuzey Amerika, Fransa ve İtalya sinemalarıyla aynı gün ülkemizde de vizyona girdi.
Michael Patrick King'in yönetmenliğini üstlendiği yapım, Sarah Jessica Parker, Kim Cattrall, Kristin Davis, Cynthia Nixon, Chris Noth, Jennifer Hudson, David Eigenberg, Evan Handler ve Jason Lewis'ı yeniden biraraya getiriyor.
“Sex and the City: The Movie”de birbirleriyle cinsel arzularını, fantezilerini, inanç ve düşüncelerini tartışan ve paylaşan New York’lu dört kadının öyküsü anlatıyor.
Candace Bushnell’in (1958 doğumlu) yazdığı kitaptan ve karakterlerden uyarlanan dizide ve filmde özellikle bekar kadın olma kavramı başta olmak üzere romantizm ve cinsellik üzerine samimi, açık sözlü tartışmalar ve yaklaşımlar öne çıkıyor.

Carrie Bradshaw (Sarah Jessica Parker)
Dizinin ve filmin baş karakteri... Bir New York gazetesinde erkeklerle ilişkilerinden yola çıkarak haftalık “Sex and the City” köşesini hazırlıyor. Filmin konusu, Carrie Bradshaw’ın yazılarını yazarken yaptığı beyin jimnastiği üzerine yapılandırılıyor.
Lüks kulüp, bar ve restoranların düzenli üyeleri arasında olan Carrie Bradshaw, gazetedeki yazılarında kadın-erkek ilişkilerinin farklı boyutları üzerinde odaklanır. Çeşitli erkeklerle ilişkileri olmasına rağmen “Mr. Big” ile çok katmanlı ve tekrar tekrar bitip başlayan karmaşık bir ilişkisi vardır.
“Sex and the City”nin düzenli izleyenleri Carrie’nin yüzlerce çift ayakkabısı olduğunu ve bunlara büyük bir servet harcadığını bilir. Carrie bir ev sahibi olamamasını ayakkabılarına harcadığı parayla açıklar. Carrie’nin sigara tiryakiliği de dillere destandır...
Carrie'den inciler:
Carrie: “Sevdiklerimiz uzaktaki bir kente taşındığında üzülürüz; ancak bizi teselli eden uzakta bir yerde sevenimiz olmasıdır.Eğer çok şanslıysanız sevdiğiniz size bir uçak yolculuğu uzaktadır.”
Carrie’nin bir partneri: “Bir kadını elde ettikten sonra onu önemsemiyorum.”
Carrie: “Ben gerçek aşkı arıyorum. Günün birinde aradığı kişinin ben olduğumdan emin olacak biriyle karşılacağıma inanıyorum.
Carrie( Samantha’ya): “Benim ailemsin.”

Samantha Jones (Kim Cattrall)
Dörtlünün en yaşlısı, en seksisi ve en atılganıdır. Yayıncılık kariyeri olan bağımsız bir iş kadınıdır. Güvenilir, güçlü, açıksözlü bir kişiliği vardır. Samantha’nın en iyi özelliklerinden birisi arkadaşlarına sadık olmasıdır. Yüksek düzeyde cinsel iştahı vardır ve fiziksel arzularını tatmin ederken her ne pahasına olursa olsun duygusal bağlılıktan kaçınır. Yüzlerce ruh yoldaşı olduğuna inanır. Bu yüzden “orgazmdan bir saat sonra” cinsel partnerlerini terk eder. Çok sayıda ilişkileri arasında Maria adlı lezbiyen sanatçıyla ilişkisi de yer alır. Bir ara kanser tedavisi gören Samantha, bu hastalığı yenmeyi başardıktan sonra hayata yepyeni bir perspektiften bakmaya başlamış, Smith Jerrod adlı genç bir erkekle hayatının en kalıcı ve doyurucu ilişkisine girmiştir.

Charlotte York (Kristin Davis)
Connecticut’ta doğup büyümüş, oldukça muhafazakar yapılı bir sanat eserleri satıcısıdır. Dörtlü grubun en muhafazakar ve iyimser olanıdır. Şehvete karşı duygusal aşkı ve gerçek romantizmi savunur. “Beyaz atlı Prensi”ni aramaktadır. Özellikle aşkın ve flörtün kuralları çerçevesinde olmak üzere kadın-erkek ilişkileri konusunda daha geleneksel yaklaşımları vardır. Muhafazakar görünümüne rağmen bazen verdiği tavizlerle, cinsel açıdan en liberal kız arkadaşlarını bile şaşırtır.
Charlotte(üç arkadaşına):”Belki de biz dördümüz ruh eşiyizdir.”
“Sex and the City”nin kostüm sorumlusu ve moda editörü Patricia Field “Sex and the City: The Movie”de Charlotte karakterinin üzerindeki giysilerle Jacqueline Kennedy Onassis’i andırdığını söylemiştir.

Miranda Hobbes (Cynthia Nixon)
İlişkiler ve erkekler konusunda olağanüstü karamsar ve alaycı bakış açısı olan kariyer kaygılı avukattır. Harvard Hukuk Fakültesi mezunu olan iki çocuk sahibi Miranda, Carrie’nin en iyi arkadaşı, sırdaşı ve mantığın sesidir. Dizinin ilk sezonlarında bu karakterin portresi daha erkeksi tavırlı ve insanlardan nefret eder şekilde çizilmişti. Ancak bu imaj sonraki yıllarda özellikle erkek arkadaşı Steve Brady’den hamile kalmasından sonra yumuşatıldı. Bir süre sonra da ikisi evlendiler ve ayrıldılar. Oğlu Brady Hobbes’in doğumuyla birlikte Miranda’nın işkolik yaşamında yeni sorunlar çıktı. Ancak kısa süre içerisinde bekar annelik ile kariyeri arasındaki dengeyi kurmayı başardı. Dört kadın arasında kiracı olmayan ve kendi evini satın almış olan tek kadın Miranda’dır.
 
Yukarı Alt