Compugraphic, kamera, vario ve pikaj döneminde baskı hazırlığı

Kayıt
14 Ağustos 2008
Mesaj
40
Tepki
0
Tekstil Grafik Kursu
Bir zamanlar, herhangi bir grafik atölyesi (Bugünün servis büro - ajans karışımı) CompuGraphic'siz, CopyProof'suz, mum makinesiz ve pikajörsüz düşünülemezdi.

Yapacağınız tasarımı, eninde sonunda, sütunlara ayırılmış milimetrik kâğıtlara çizmek zorundaydınız. Dergi, gazete veya broşür yapacağınız zaman, tasarımınızı cetvel ve kalemle bu kâğıtlara çizmek ve sonra da uygulamak veya uygulatmak zorundaydınız. Özellikle gazete sayfası planlaması, başlı başına bir maharet isterdi. Yazılar, daktilo edilmiş olarak gelir, siz de bir daktilo sayfasının, gazete sayfası plan kâğıdı üzerinde ne kadar yer kaplayacağını hesaplamak zorunda kalırdınız. "Şu yazı karakterinden, şu puntodan dizdirsem, bu yazı şu kadar gelir" diye üç aşağı beş yukarı tutturmanız gerekiyordu. 1980'li yılları başları ve ortalarında, CompuGraphic ekranları, ya kırmızı renkli led'lerden veya bugünkü Dos ekranına benzeyen siyah içi beyaz yazılardan ibaretti. Öyle, yazınızın enini ve boyunu, QuarkXPress' deki gibi görmeniz mümkün değildi. Dizgici, verdiğiniz ölçülere göre özel kodlar girerdi.

Çizdiğiniz sayfa tasarımı, resimleri dengeli dağıtmak, başlıkları dikkat çekici ve karmaşadan uzak biçimde sunmak ve sayfa üzerinde leke oluşturacak kısımları dizayn ve tipografi kurallarına uygun biçimde yerleştirmeyi gerektiriyordu.

Resimler, "opak" ise sayfa üzerindeki yerini hesaplamak daha kolaydı (Meşhur diyagonal yaklaşımı). Opaklar, "Kamera" denilen körüklü, kocaman bir optik alet tarafından pozlandırılarak çekilirdi. İstenildiğinde, copyproof (kaygan, parlak bir kâğıda, mumlanıp kullanılmak üzere) veya doğrudan negatif veya pozitif (polyester) filme alınabiliyordu. Sayfalar da, yine bu alette montaja verilmek üzere film çıkış olarak alınıyordu. CopyProof veya film, tramlı çekilebiliyordu. Değişik tram değerlerini ve şekillerini içeren tabakalar konularak, resimlerde değişik sonuçlar elde etmek, mümkündü. Genellikle, ofsetin vazgeçilmezi "Half-Tone" tekniği ve uygun tramlar kullanılırdı. Aksi halde, resimler, "tire" çıkardı. Sayfalar ise zaten tire çekilirdi. Dialar ise "Vario" denilen renk ayırım cihazlarına gönderilerek dört renge ayırılmak (separe edilmek) zorundaydı (Elbette, renkli kullanılacak opaklar da). Verdiğiniz resim ölçülerinde hata yapmamak zorundaydınız. Zira, bu ölçülerden geri dönüşün maliyeti (polyester film) oldukça yüksekti.

Bütün bu teknik karmaşa içinde, tasarımcı, sayfasını mümkün olduğunca realize etmek zorundaydı. Sütunlara ayırılmış yazılar, sayfa milimetrik kâğıtları üzerinde hesapladığı şekilde, aynı özellikleri taşıyan pikaj kartonunda da "cuk" oturursa, sevinilirdi. Yok, meselâ, yazı uzun gelmişse, oturup yazıyı edit etmesi ve bazı yerleri çıkarması, yazı kısa gelmişse de, oturup biraz ekleme yapması gerekebilirdi. Zira, pikajör, gelen plan kâğıdına uygun olarak, yazılar ve resimler için tasarlanmış yerleri, baştan rapido kalemle çizip, hepsinin (başlıklar, yazılar, resimler) yerini ayırmış olurdu.

Bu eski çalışma düzeninde, tasarımcı ve uygulayıcı, kesinkes birbirinden ayrılabiliyordu. Uygulayıcılar da, dizgici, pikajör, montajcı ve kameraman gibi alt çalışma gruplarına ayrılabiliyor, her biri kendi içinde, ayrı çalışma disiplini geliştirebiliyordu. Tasarımcıların ise genellikle eğitim görmüş ve güzel sanatlar alanında uzmanlık geliştiren kişiler olmaları, bu sistem içinde bu özellikleriyle yükselmeleri, daha kolaydı. Bir uygulayıcının, sonuç olarak, tasarımcılığa geçmesi, daha zordu.

Bunun bir önceki çalışma disiplini ise, tasarımcı ile entertip ve mürettip ilişkisi şekline tekabül ediyordu. Entertip, aslında kurşun dizgi makinası idi. Kurşun buharları arasında çalışan dizgicilerin ve diğer basım personelinin hayatları, risk altındaydı. Bu yüzden, 1961'den sonra yapılan bazı yasal düzenlemelerle, kurşun buharından zehirlenme tehlikesine karşı, basın işçilerine her öğün yemekte, yoğurt verilmesi kuralı getirilmişti. Bu kural, bugün de, gazete yönetimleri tarafından, (ne kadar bilinçli olduğu şüpheli de olsa) sürdürülmektedir.

Levent Elpen
 
Yukarı Alt