Dedim ki...

user9

Grafiker
Kayıt
9 Eylül 2009
Mesaj
1
Tepki
88
Tekstil Grafik Kursu
Ardımı sürükleyip kendımde iz bırakarak sevdim seni...
 

gezegen

Üye
Kayıt
6 Eylül 2012
Mesaj
353
Tepki
15
Bu lodoslu sabahta beni gülümseten bir deyiş. Teşekkürler. Yeri değil ya, günaydın gene de - sana ve herkese!
 

user9

Grafiker
Kayıt
9 Eylül 2009
Mesaj
1
Tepki
88
günaydınlar gezegen :) güzel bir günaydının her yerde yeri vardır emin olabilirsin :)
 

user9

Grafiker
Kayıt
9 Eylül 2009
Mesaj
1
Tepki
88
gelme bana, görme yüzümü, bilme adımı, öyle çirkinim ki yorgunluklarımdan, tanısan kendınden nefret edersin.
 

user9

Grafiker
Kayıt
9 Eylül 2009
Mesaj
1
Tepki
88
her yolculuk zordur insan olana, gelmekte gitmekte. ama iyi bir nedenin varsa işte o zaman başka, hemde çok başkadır her şey.
 

user9

Grafiker
Kayıt
9 Eylül 2009
Mesaj
1
Tepki
88


ABİR-İ SEBİL

Ellerim kan izi, dudaklarımda kan kokusu. Kaçıncı cinayetim bilmiyorum! Utanıyor muyum? Sanmıyorum. Peki pişman mıyım? Asla!

“Neden gittin Çehov?”

“İnsan olmak için!”

“Neden geri döndün Çehov?”

“Hayvan olmayı özledim. Ve bundan pişman değilim.”

Mahkeme kuruldu, karşısındayım beni soran Horusun gözü. Beni tutan…
Tanımıyorum: [Bu yüzden tanımlamamaya kararlıyım.]

Fillerin eşliğinde fermanlar getirildi. Ağırlaştıran sayılar değil, gücün kendisiydi. Sordular; cevaplamaya çekineceğime inanarak:

“Hangi kapağı yırttın ki, sayfaların mahremiyeti seni suçladı?”

Yere baktım düşünür gibi. Ama düşünmüyordum, sadece düşündüğüme inanmalarını istedim; inandılar!

Sonrasında Arafta yırttığım sayfayı uzattım, incelediler.

“Evet, biraz her şeyden var” dediler, mezarlık bekçisi gibi! Yadırgamadılar, yadırgamadığım gibi!

inandığım her ne varsa ona yazılmış olsun...
 

user9

Grafiker
Kayıt
9 Eylül 2009
Mesaj
1
Tepki
88
en iyi yoktur, çok iyiler vardır ve her taht onu yaratan kralıyla var olmak ister.
 

Erkal COŞKUN

Hiç...
Uzman Üye
Kayıt
1 Ocak 2012
Mesaj
978
Tepki
491
İzninizle... Bu güzel kelimelerinizin hatırlattığı bir iki sözü eklemek istedim.


Bekle dedi gitti; Ben beklemedim, o da gelmedi. Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi.

---------

" Benimle bir ömür geçer mi ki'' dedim.
"Senle geçirmeye ömür yeter mi ?" dedi.
-İşte bu bana bir ömür yetti.


(Özdemir Asaf )
 

user9

Grafiker
Kayıt
9 Eylül 2009
Mesaj
1
Tepki
88
Ruh Eskizi

“Nerdesin?”

“Ne önemi var?”

“Nerdesin?”

“Uzun yıllar boyunca, senin annen oldum unutma!”

“Benim için bir gün kadar kısaydı.”

“Hala benden nefret mi ediyorsun?”

“Bundan vazgeçmeyi hiç düşünmedim ki.”

“Senin kahramanındım bir zamanlar.”

“Hayır sen sana kahraman yaratmaya çalışıyordun bİZ zamanlar.”

“Kavgan bu denli sonsuz yani.”

“İnsan kavganın ta kendisi olunca, ona bir son çizemiyor.”

Derin bir nefes aldım, kendime dair çizdiğim uçurumlar kadardı varlığım. Yorgundum, duygusuzcasına umursamaz. Kapatıldığım kafesin ardındaki aslan kadardı vahşiliğim. Eminim onun karşısında çocukça kalıyordu öfkem, çocukça büyüyordu yalnızlığım. Sol omuzum sızlarken vurulduğum o an kadar sıcaktı yaram. Neden? Neden sanki beklememişti. Ve sonra neden sonra sadece gitmemişti. Oysa artık ölmek daha heyecan vericiydi. Yorgundum, duygusuzcasına umursamaz.

Geriye doğru kendini koltuğa bırakarak oturdu. Kadife, üzerine düşen ağırlıkla tozu kusuyordu ışığın vurduğu kesitlere. Bileklerindeki intihar izini artık gizlemiyordu. Eskiden olsa şık bileklikler kullanır, ya da eldiven tercih ederdi. Ama bu gün, bütün öfkesini kendinden almak istediği günlerden vazgeçmiş gibiydi. Adeta, hayatının ana başlığı gibi çekinmeden çıplak bileklerinde sergiliyordu. Hemen yanında ağzı açık duran çantaya uzanıp, geçmişten tanıdık gelen bir paketi bana doğru fırlattı.

“Kırmızı” dedi.

Paketi yakaladığımda kahvenin o imkansızlığı çağrıştıran kokusu ciğerlerime kadar işledi. Evet bu kırmızıydı. İşlediğim cinayet sonraları özellikle içtiğim için adına “kırmızı” demiştik.

“Gölgede kaldın”

“Ben ışığı hep arkama alırım, hatırlamaz mısın?”

“Neden geldin?”

Yüzündeki alaycıl gülümsemeyi görebiliyordum, gölgeye rağmen. Zira yüzünün bütün çizgileri ezberimdeydi. “Neden geldin?” diye tekrar sordum.

“Neden olacak, hangimizin son kez kırmızı içip içmeyeceğini öğrenmek için.”

Şaşkındım, kaderimin gün gelip beni kendimle yüzleştireceğini biliyordum ama yine de şaşırdım. Bu ben olmamalıydım, bütün tahminlerime rağmen ben olmamalıydım. Bütün piyonlarımı ters çevirsem de mat olmama tek bir hamle kalmıştı. Neden diye sormak istedim ama sonra vazgeçtim. Çevik bir hamleyle çantasından çıkardığı tabancayı şakağıma dayayıp boş boş gözlerime baktı.

“Üşüyor musun?” dedi.

“Isınmaya fırsatım olmadı” dedim.

Ve duyduğum son ses, ilk anımmışçasına şakağımdan beynime doğru mıhlandı. Evin her tarafı kırmızı kokuyor, sabah son kez doğuyordu.
 
Yukarı Alt