Grafik Tasarımcı Nasıl Olunur?

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
@karameco

Sayın Karameco,

Öncelikle çok isabetli sorular sorduğunuz ve konuya çok sağlam açılardan yaklaştığınız için sizi tebrik eder, teşekkürlerimi sunarım. Size cevap vermek yepyeni konuları ortaya sermek olacaktır. Bana bu fırsatı vermiş oldunuz.

Dediklerinize teker teker değiniyorum;

1-Tasarım kirliliği;
"Kendilerine Organize Matbaacılık yapıyoruz diyenler tasarım kirliliği yapıyor" diyorsunuz.Tasarım kirliliği yapanlar, onların kadrosunda çalışan yarım grafikerlerdir. Tam grafiker tasarım güzelliği yapar. Tasarım kirliliği yapmaz. Yarım grafiker yarım tasarım yapar, bu da zaten tasarım kirliliğidir.

Organize Matbaacılık yapıyoruz diyenler yarım grafiker yerine tam grafiker çalıştırsalar tam grafikere tam ücret ödeyeceklerdir. Yarım ücret ödemek istedikleri için yarım grafikere yarım tasarım yaptırmaktadırlar.

Organize Matbaacılık yapıyoruz diyenler tasarım kirliliği yapmamakta, tasarım kirliliğini yaptırmaktadırlar.(Vesile olmaktadırlar, sebep olmaktadırlar)

Hatta, Organize Matbaacılık yapıyoruz diyenler işlerine geldiği için yarım grafiker diye bir grafiker sınıfı yaratmaktadırlar.

Hatta, Organize Matbaacılık yapıyoruz diyenler bu yarım grafikerleri; müşterilerine TAM GRAFİKERMİŞ gibi sunmakta; bu yüzden;

-Tam grafikerlerin ekmeğini çalmakta ve haksız rekabet yaratmakta...
-Grafik Tasarım Mesleğinin ucuzlatılması, değerinin düşürülmesi ve kalitesizleştirilmesine neden olmakta...
-Müşterilere yalan beyanda bulunmak suretiyle müşterilerin kandırılmasına yol açmakta...
-Az buçuk grafiker emeği baskı fiyatlarının içine yedirildiği halde "grafik tasarıma para almıyoruz" denmek suretiyle hem grafikerlik küçültülmekte, hem müşteriler kandırılmakta, hem tasarım kirliği yaratılmakta, hem haksız rekabet ortamı hazırlanmakte hem de reklamcılık veya tasarımcılık matbaaların doğal göreviymiş gibi sunulmaktadır.

Organize Matbaacılık demek; baskısından renk ayrımına, film montajından kalıbına, kutu kesiminden mücellitine kadar , ofsetinden flexo baskısına, tabaka kağıdından rulo kağıt baskısına kadar tüm basım hizmetlerinin bir tesiste organize edilmesidir.

Organize Matbaacılık , baskı öncesi grafik tasarım hizmetlerinin matbaada yapılması demek değildir.

Organize Matbaacılık reklamcılık yapmak demek değildir.

Organize Matbaacılık tasarımcılık yapmak demek değildir.

Organize Matbaacılık yarım grafiker çalıştırarak tam grafiker diye sunmak HİÇ değildir.

Organize Matbaacılık grafik tasarımcıdan veya reklamcıdan gelen işlerin organize olunması nedeniyle KALİTELİ, HIZLI ve EKONOMİK basıldığı yer demektir.

Organize Sanayi Bölgesi deyimi de buna benzer. Organize olmuş tüm sanayicilerin bir arada ve düzenli olarak bulunduğu yer demektir.

2-"Tasarım kirliği yaratanlar PARAYI GÖTÜRÜYOR" demişsiniz.

Kastınız grafikerler ise grafikerlerin parayı götürdüğüne emin değilim. Aralarında elbette iyi para kazananlar vardır. Ama Tasarım KİRLİLİĞİ yaratan grafiker, bana göre eğer YARIM grafiker ise ve YARIM TASARIM yaptığı için TASARIM KİRLİLİĞİ yapıyorsa, kesinlikle YARIM PARA KAZANIR ve bu da PARAYI GÖTÜRMEK OLMAZ.

Ama Yarım tasarım yapan yarım grafiker kolay iş buluyor, işsiz kalmıyor derseniz, buna gönülden katılırım.

Zaten ucuz adam oldukları için, ucuz işler yaptıkları için SAYILARI HAYLİ ÇOKTUR.

Kendinden usta grafiker karşısında "ben grafiker değilim" derler, ama "müşteriye ben grafikerim" derler.

İşin kötüsü kendilerinin grafiker olduklarına da inanırlar.

Aslında bu konu gibi konuları bu sitede hep tartışıyoruz. "Grafiker olurken nerelerde eğitim aldınız?" konusundan tutun da, "program biliyorum, öyleyse grafikerim " konusuna kadar, bir sürü konuyu eşeleyiniz, hep altından "grafiker kime denir, tasarım bilmeyene grafiker denir mi?" konusu çıkacaktır.

Yani mesele yarım grafiker ve tam grafiker arasındaki farkı bilmek veya bilmemek noktasında düğümlenmektedirler.

Patronlar; diplomalı, çok bilmiş, burnu havada ve yüksek ücret isteyen TAM GRAFİKERE TAM ÜCRET verip onun kaprislerine katlanmak yerine, iki yarım grafikere iki yarım ücret (hatta çeyrek ücret) ödeyerek daha boyun eğen, daha uyumlu, müşterilere itiraz etmeyecek özellikteki grafikerleri tercih etmektedir.

PATRONLAR; Bu yarım grafikerleri TAM GRAFİKER gibi piyasaya sürerek TAM GRAFİKERLERİN KALKMIŞ BURNUNU KIRMAKTAN TUTUN DA, ucuz işgücü oluşturulmasına kadar, müşterilerin her istediğine itiraz etmeyecek GRAFİK TASARIMCI DEĞİL, GRAFİK İŞÇİSİ YARATILMASINA KADAR bir sürü FAYDA ve MENFAAT ELDE ETMEKTEDİRLER.

Bunlar grafik tasarımcılık mesleğine ve sanatına ihanettir.

Siz bundan tasarım kirliliği diye yakınmaktasınız, oysa devletin, güzel sanatlar hocalarının sesi çıkmamaktadır.

Sonuç olarak; bu YARIM GRAFİKERLER bana göre YARIM MAAŞ ALDIKLARI halde malı götürmüş gibi görülmektedirler, çünkü bu işsizlik ortamında ve Grafiker bolluğunda ev kiralarının İstanbul piyasasında 700-800 lira olduğu bir dönemde 1000 lira -1200 lira maaş alsalar bu para çok gibi gözükmektedir. Oysa 20 yıllık bir polis memuru şimdi 2000 lira maaş almaktadır. TAM BİR GRAFİKER 1990 yılında bir polis memurunun 2-3 katı maaş alırdı. Yani bu gün GRAFİKER İYİ PARA ALIYOR dememiz için vasat bir grafikerin 2500 liradan başlayarak, ustalık derecesine göre 4.000 ve 6.000 lira maaş alması gerekir.

Kısaca bu gün TASARIM KİRLİLİĞİ YAPAN (tasarım bilmeyen), Yarım Eğitimi ve Yarım tecrübesiyle Yarım Tasarım yapan bir YARIM grafiker, devlet memurunun yarısı kadar olan 1000 lira maaş alırsa bu para iyi para değildir. Bu para ancak KÖLE GİBİ YAŞAMA PARASIDIR. Ben 1993 yılında lisedeki resim öğretmeni bir arkadaşımdan 3 kat fazla maaş alırken şimdi onun aldığı maaşa razı oluyorum ama iş bulamıyorum, çünkü onun şimdi aldığı maaşın yarısından azına çalışan grafiker olduğu söylenen kişiler var.

Ama PARAYI GÖTÜRENLER, yarım grafiker çalıştırıp, onlara yarım/hatta çeyrek maaş verip, yarım grafikeri tam grafiker gibi sunan, tasarıma para almıyoruz deyip yarım grafikerin sırtından matbaa merdanelerini döndürenleri kastediyorsanız; bunda size yüzde yüz katılırım.

Bu konuda yazılmış,
https://www.grafikerler.org/matbaa-grafikerligi/5743-matbaa-da-grafiker-insan-mi-makine.html
linkindeki makalemi okuyunuz.

3-"gönderilen dökümanın montajını yapıp. hataları düzelttikten sonra onu baskıya sokup, en güzel şekilde teslim edene grafiker denmez mi?" diye sormuşsunuz.Cevabım; grafiker, grafik tasarım yapana denir. Montaj yapıp hata düzelten adam tasarım da yapıyorsa grafikerdir, değilse ya yardımcı grafiker, ya grafik teknisyeni (yeni bir deyim), ya montajcı grafiker (yeni bir deyim), ya baskı öncesi hazırlık grafikeri(yeni bir deyim), ya bilgisayar operatörüdür. Ama kesinlikle grafik tasarımcı değildir.

Zaten bunu bilen tasarım bilmeyen grafik işçileri, grafiker ünvanından vaz geçmeye gönülleri elvermediği için "biz tasarım bilmeyen grafikeriz, onlar tasarımcı grafiker" diye acayip ve saçma tanımlar üreterek durumu kurtarmaya çalışmaktadırlar.

4-"tasarım kirliliğinin ele başılığını yapıyorlar. parayı da onlar kazanıyorlar. orada çalışan yüzlerce grafiker var. bunların hepsi grafikermidir sizce?" demişsiniz.Cevap;Yukarıdaki maddelerde açıkladığım gibi bunlar GRAFİKER DEĞİLDİR. Grafikerliğin tek ölçüsü GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMCISI olmasıdır.

5-"ajanslarda tasarım yapan üst düzey grafiker olan arkadaşlarımızında matbaa ile ilgisi (bazılarının) olmadığını sizinde bildiğinize eminim. nedeni ise bize gelen işlerde baskı öncesi hazırlıkta gördüğümüz hatalardır. kendileri tasarımı çok güzel yapabilirler fakat baskıdan sonra onların gönderdiği dökümanı aynı haliyle basarsanız onu size geri verirler. ben böyle birşey yapmadım derler. sonuçta kendilerini haklı çıkartırlar." demişsiniz.

Bu konu çok derin ve önemli bir konudur. Evet ajanslarda çalışan az sayılamayacak sayıdaki tasarımcının baskı tekniğine göre hatalı tasarım yaptıkları bir gerçektir.

O halde şu soruyu da sormamız gerekir; Madem tasarım bilmeyene grafiker denmiyor, peki tasarım bilip de matbaa bilgisi bilmeyen, teknik bilgi ile donatılmamış kişiye GRAFİKER DENİR Mİ?

Cevap; denmez ! Çünkü GRAF kelimesi BASKI demektir. PHOTO-GRAPH= IŞIK BASKI, LITHO-GRAPH= TAŞ BASKI, TIPO-GRAPH=YAZI (KLIŞE) BASKI demektir.

Demek ki Grafikerin önce GRAPH denilen baskıyı bilmesi, o baskı tekniklerine uygun tasarım yapması gerekir.

Bir mimar nasıl ki kusurlu evler tasarlamaz ise, bir mühendis kusurlu köprüler inşa etmez ise, bir doktor kusurlu ameliyat yapmaz ise, bir grafiker de baskı teknolojileri açısından kusurlu tasarımlar yapmaz, yapamaz, yapmamalıdır.

Aslında Matbaa bilmeyene grafiker denir mi? Program bilmeyene grafiker denir mi? Tasarım Bilmeyene grafiker denir mi gibi soruların TEK CEVABI VARDIR;

Bir grafiker bunların üçünü de bilmelidir. BU Üçünü BİLMEYENE GRAFİKER DENMEZ!

İşte bu üçünü bilen kişi TAM GRAFİKERDİR ve TAM ÜCRET ALMASI GEREKİR.

Eğer; üçünden birini bilsin diyen varsa ücret olarak da üçün birini vermek isteyecektir.

6-Ajans grafikerleri tasarım bilip matbaa bilmiyorsa ve matbaadaki grafikerler ajans grafikerlerinin yaptığı teknik hataları sürekli düzeltmek zorunda kalıyorlarsa, ortaya şunlar çıkmaktadır;

-Matbaalar, reklam ajanslarından gelen hatalı tasarımlara yapılan düzeltme çalışmasını "baskı öncesi grafiker hizmeti" diye ek fatura kesip reklam ajansını cezalandırması gerekir. ( Çünkü eğer aynı matbaa, matbaacıdan kaynaklanan bir hata nedeniyle baskıyı kusurlu yapsa, reklam ajansı kusurlu üretim gerekçesiyle matbaaya para ödememekte ve baskıyı tekrarlatmaktadır. O halde hatalı grafik tasarımını da matbaa en azından ajansa tekrarlatmalı, ajansın kusurunu düzeltmemelidir, düzeltmeye mecbur değildir...Ajans grafikerinin hatası yüzünden baskı yanlış olursa burada ceza görmesi gereken yer matbaa değil, ajanstır.) Bunu yapamıyor ise reklam ajansının üst düzey yetkililerini uyarmıyor, işgücü kaybından haberdar etmiyor demektir. Matbaa ajans grafikerinin hatasını örtmek yerine, o grafikerin yerine daha uzman grafikerin alınmasını istemelidir.Böylece grafikerlik mesleğinde de kötülerin elenmesi sağlanmalıdır.

-Bu hataların sık yaşanması halinde; matbaaların bünyesinde "ajans grafikerlerinin teknik hatalarını düzelten tasarımcı olmayan ek grafiker ordusu" yaratılıyor demektir.

-Teknik bakımdan tecrübeli, fakat tasarım konusunda güçsüz bu teknik elemanlar sadece baskı tekniklerini biliyorlar veya sadece çok dikkatlidirler diye GRAFİKER ünvanına sahip oluyorlar demektir.

-Bu elemanlar giderek gerçek ve tam grafik tasarımcıların, yani hem tasarım, hem program ve hem matbaa bilen grafiker gibi grafikerlerin rakibi oluyorlar ve böylece 1 no lu maddede şikayet ettiğimiz haksız rekabeti yaratarak grafik tasarım kirliliğine neden oluyorlar demektir.

-Ajans grafikerlerinin teknik hataları sıklıkla yapmış olmaları; matbaa sahiplerinin "bizim grafik tasarımcı ekibimiz yok, biz tasarımcının ekmeği ile asla oynamıyoruz, biz sadece grafik teknik düzeltmen elemanı çalıştırıyoruz" yalanını söylemelerine, aslında bal gibi de bu elemanlara tasarım yaptırdıklarını gizlemelerine ve müşterilerine de "biz grafik tasarıma para almıyoruz, yeter ki baskı işinizi biz yapalım" demelerine ve bu yolla hem grafikerleri hem de müşterileri kandırmalarına, reklam ajanslarına veya tasarım bürolarına haksız rekabet yapmalarına sebep olmaktadır.

Bakınız; ajans grafikerlerinin teknik bilgisizlikleri, dönüp dolaşıp hem kendilerine hem de mesleğe bu biçimde onarılmayacak zararlar vermektedir.

7-"bence grafikerlik sınıflandırılmalıdır. herkes ben hangi kısmındanım diye düşünmelidir.
a)tasarım b) teknik c) bununda adını siz koyun. okuyan herkes fikrini söyleyebilir." diyorsunuz.

Buna yürekten katılıyorum. Ben yazılarımda sık sık kurumsal kimlik grafikeri, konsept ve reklam kampanyası grafikeri, broşür ve dergi grafikeri, web grafikeri, baskı öncesi hazırlık grafikeri, yardımcı grafiker, montaj grafikeri, bilgisayar operatörü, dizgi grafikeri, illüstratör, art direktör vs. gibi ünvanlar ve rütbeler kullanırım.

Ustalık, çıraklık ve kalfalık gibi grafikerlikte seviyeler olması gerektiğini söylerim.

Böyle olursa kimin ne olduğunu, ak koyun mu kara koyun mu belli olacağını, aksi halde kurtların dumanlı havayı sevmesi nedeniyle kurtla kuzunun karışacağını, at izi ile it izinin birbirine karışacağını söyler dururum.

Böyle olursa kimin ne kadar ücret alması gerektiğinin rahatça tespit edileceğini, grafikerlerin bunun için sınava girmeleri gerektiğini, sınavdan korkmamak gerektiğini, her sınav sonucunda alınacak sertifikanın grafikerin düzeyini tespit edeceğini, böylece meslekte iyileştirmenin ve kalite yükselmesinin sağlanabileceğini yazdım.

Bunları devletin yapmadığını, bunu yapacak kurumun grafikerlerin kendi öz teşkilatları olması gerektiğini ve grafikerlerin birlik ve beraberlik içinde olmaları gerektiğini söyledim.

Bunun üzerine bana grafikerleri sığır gibi damgalmak istiyorsun dediler. Tarihe gömülmüş usta çırak ilişkisini yeniden diriltmek istiyorsun, sen gericisin dediler.

Sayın Karameco;
Şimdi siz de grafikerler çeşitli sınıflara ayrılsın diyorsunuz, Şimdi siz de bu kişilerin zihniyetine göre; grafikerleri sığır gibi damgalamak mı istiyosunuz?

Bu zihniyete göre grafikerleri sınıflamak, onları bölmek anlamına mı geliyor?

Bu suçlamaları yapanların diplomaları yok, sertifikaları yok, ehliyetleri yok, başarı belgeleri yok, ödülleri yok... en önemlisi ortaya koydukları ürettikleri doğru düzgün grafik tasarımları yok.

Tüm bunlara rağmen bana "Madem diploma istiyorsun, sertifika ve ehliyet istiyorsun, senin diploman var mı, TSE belgen var mı " diye hesap soruyorlar.

Grafikerlik belgesi olmadan grafik alanında, hukuk fakültesi diploması olmadan hukuk alanında fetva veriyorlar.

Sorsan "avukat mısın, diploman var mı?" "Hayır yok ama hukuktan anlarım." diyecekler.

"Peki grafiker misin, belgen, sertifikan, ödülün var mı, ortaya koyduğun bir tasarımın var mı?" dersen, "Belgem yok ama sayfa mizampajı yaparım." diyecek. "Bu dediğin grafiker olmaya yeter mi? Kurumsal kimlik yaptın mı, afiş, logo tasarladın mı, reklam kampanyası yaptın mı, ambalaj grafiği yaptın mı? "desen, diyecek ki "grafikerliği sınıflara ayıramazsın, grafikerlik bir bütündür. ben grafik tasarımcıyım."

Sayın Karameco, şimdi nereye döndük? En başa döndük. Kim grafik kirliliğini yaratıyor?

Yarım grafiker kim, tam grafiker kim, bunun bilinmesini kimler istemiyor?

Kim sınava girmek istemiyor, kim sertifikaya, başarı belgesine karşı?

Kimin usta kimin çırak olduğunun bilinmesine kim karşı...?

Yarım hukukçular, yarım grafikerler, yarım doktorlar, yarım mühendisler.

Elmanın yarımı oluyor da mesleğin yarımı olmuyor sayın Karameco...

Yarım hoca dinden, yarım doktor candan, yarım grafiker de tasarımdan ediyor.

Tasarımın da yarımı olmuyor, aklın da.

Yarım tasarım olursa tasarım kirliliği, yarım akıl olursa düşünce kirliliği oluşuyor.

Saygıyla.

-----------------------------------
Not; Sayın Hatice Algın'ın
https://www.grafikerler.org/grafiker-ve-egitim/10535-grafikerligi-nerede-ve-nasil-bir-egitim-4.html#post74037

linkindeki şu ifadelerini;

"Cevap: Grafikerliği NEREDE ve NASIL BİR EĞİTİM alarak öğrendiniz?
permalink

:))) 1980 yılında cağaloğlu babiali yokuşunda başladım bu işe, ne fotokopi ne dizgi makinaları nede bilgisayar vardı . Sadece letraset, bir takım paralel cetvel rapito takımı . Şu anda grafikerim diyen adkadaşlara soruyorum LETRASET nedir? teknoloji ilerledikçe bizlerde çağa ayak uyduruyoruz elbette, nerede kaldı şimdi el emeği göz nuru ile iğneyle kuyu kazmak, onca emek sarfetmek . Bir bilgisayar birkaç grafik programıyla haaa ... hatta sadece on parmak klavye kullanarak ben tasarımcı grafikerim diyen insanlar gördüm ben, grafikerim grafik tasarımcısıyım diye ortalıklarda dolaşan bu insanlar yüreğimi acıtıyor hele bir kaç iyi yerde bir amcası birde dayısı varsa asla işsiz ve aç kalmazlar. Yılların vermiş olduğu tecrübeye firmalar değer vermiyor önce diploma , sonra askari ücretlerle stajyer çalıştırıp işlerini yürütmeye çalışıyor, yeniliklere tamamen kapalı ünlü firmaların taklidi olsun illaki, bir harf değiştir kardeşim logo ve tasarımların bir iki rengiyle oyna zihniyet bu !!! asla ve asla yeniklere açık değiller.Oysa grafik tasarımcılığı, olmayanı var etmek göze hitap ettiği kadar baskı öncesinde ve sonrasında iyi bir iş çıkartmak . Özellikle ajanslarda üni. mezunu arkadaşlar tercih edilir elbette dört yıl dirsek çürütmüş çocuk ama pratik yok , görsel açıdan iyi bir sunum yapar baskı sonrasında bir çizgi kalınlığının bir renk ayarının başına ne işler açacağının hesabını yapmaz.İyi bir matbaaya düştüyse ne ala yoksa gitti onca emek onca masraf çamur gibi bir işle karşılaşır sonuçta.Söylemek istedigim şu, elbette eğitim önemli ama grafikerlik ve grafik tasarımcılığı iyi bir ustanın yanında piştiyse ve sürekli araştırma yaparak teknolojiyi takip ederek değer bulur, hele içinde de yaratıcılık ruhu varsa muhteşem olur. tasarımcı olmak oralardan buralardan çalışılmış işleri aşırıp bir iki değişiklikle sunum yapmak değildir.Tasarımcı olmak bir işe başlanıldığında ilk çalışmanın arkasından bir tane dağa bir tane dağa derken baktığınızda nerdeyse 15 kalem iş çıkartmaktır.sevgiyle kucaklıyorum hepinizi belki bu yazıma kızan olmuştur içinizde arkadaşlardan bilinmez:)) ama dost acı söyler. Kolay gelsin"

sonuna kadar destekliyor ve katılıyorum. Yazdıkları "NASIL GRAFİKER OLDUM" konusu altında yazılmıştır ama dediği gibi "NASIL GRAFİKER OLUNUR" konusuyla da bağlantılır ve o nedenle cevabını buraya da aldım.

Özellikle şu ifadesi bana göre yüzde yüz doğrudur;

"tasarımcı olmak oralardan buralardan çalışılmış işleri aşırıp bir iki değişiklikle sunum yapmak değildir.Tasarımcı olmak bir işe başlanıldığında ilk çalışmanın arkasından bir tane dağa (daha) bir tane dağa (daha) derken baktığınızda nerdeyse 15 kalem iş çıkartmaktır"

Benim logo tasarımlarıma bakarsanız birinci logodan üçüncüye, üçüncüden onuncuya doğru birbirinden doğmuş olduklarını ama hepsinin birbirinden bağımsız nitelikte olduklarını göreceksiniz.

Tasarım doğurgandır, yaptıkça sürekli ürer... Usta tasarımcı çok üreten demektir, ki üretken sanatçı, üretken bestekar, üretken grafiker derler. Üretken kelimesi çok çalışan manasında olduğu gibi çok üretip çok türeten anlamında bir yaptığından bir çok türev elde eden manasındadır. Tıpkı bir çeşit sebzeden çok çeşitli yemek yapan usta aşçılar gibi...

Sanıyorum Hatice hanım bunu kastetti.

Ben sınavlarda grafik tasarımcı olacak genç öğrencilerimden önlşerine koyduğum dergi reklamına bakarak aynı ilandan hiç bir öğeyi atmadan 3 farklı tasarım yaratmalarını isterim. Aynı konudan türetilmiş fakat birbirinden farklı ve apayrı olarak 3 ayrı dizayn olarak üretilmiş çalışmalara en yüksek notu veririm. 3 adet fakat benzer çalışma yapana daha düşük not, 2 tane fakat apayrı çalışma yapana ise 3 tane fakat benzer yapandan daha yüksek not veririm. 2 tane fakat benzer yapana ise hepsinden düşük not veririm.

Dolayısı ile benzer üreticilik sayısal (niceliksel) çalışkanlıktır, fakat aynı konuda çok sayıda fakat herbiri benzer olmayan tasarım üretmek niteliksel (kaliteli) çalışkanlıktır. İşte buna yaratıcılık denir. Bunu yapana yaratıcı üretkenliği var denir.

Bu nedenle 36 sayfalık katalogda 6 sayfayı mükemmel tasarlayan grafikerdir, geri kalan 30 sayfayı o benzerlikte devam ettiren yardımcı grafiker veya operatördür. Grafik tasarımcı ilk birinci sayfayı 2 günde, diğer 5 sayfayı iki günde, toplam altı sayfayı 4 günde tasarlamıştır.Ama işi kolaylamış ve yol açmıştır. Artık operatör o verileri alarak kalan 30 sayfayı 3 günde bitirir. 36 sayfalık iş 4+3= 7 günde ama mükemmel olarak tasarlanmıştır.

İşte ekip çalışması budur. Bu ekipe para ödemek istemeyenler 36 sayfayı yardımcı grafikere tasarlatmak istemektedir. Böyle olunca da "kopya tasarımlar" konusu gündeme gelmektedir. Yarım tasarımcıdan yarım tasarım elde etmek ve dolayısı ile tasarım kirliliği gündeme gelmektedir. Böyle olunca yaratıcı tasarımcının aç bırakılması , işsiz kalması veya onu çaresiz bırakarak kriz ve işsizlik korkusuyla keriz yerine konularak 36 sayfanın tamamının ona tasarlatılması gündeme gelmektedir, tıpkı otomobilin altına girip tamir eden ustaya çekici veya anahtarı verecek kimsenin bulunmayışı veya ameliyat sırasında neşter isteyen doktora "kalk neşterini kendin al" denmesi gibi...

İşte grafikerlikte iş bölümünü savunmayıp, bunu savunanlara çamur atanlar, grafikerliği öldürenlerin tetikçiliğini yapmaktadırlar.

Grafikerliğin gelişmesi ve hak ettiği değeri tekrar elde etmesi için yaratıcılığı destekleyen bir işbölümü mantığının geliştirilmesi şarttır.

İşbölümüne karşı olanlar gerçeğinin yerini sahtesinin almasını isteyenlerdir.
 
Kayıt
12 Aralık 2008
Mesaj
40
Tepki
0
Faruk bey beni çok iyi anlamışsınız teşekkür ederim. Şunu belirtmeden de geçemeyeceğim ))) ben bir (Ğ) ve (H) özürlüyüm bu hatamı biliyorum ama malesef bir türlü önüne geçemiyorum.Saygılar.
 
Kayıt
6 Ağustos 2009
Mesaj
2
Tepki
0
@farukcagla





Aranızda yeniyim madur görün :D
Ben 15 yaşındayım ve ortaokul mezunuyum ve özel bir kursa başvurdum ve bana masaüstü yayıncılık, photoshop, freehand, Quark x press corel draw, illustrator, indesing bu programlar dahil 2 ay oyunca 1,500 fiyat çıkardı...
Fiyat uygunmu 2 ay boyuva (paz. salı çarş. per. günleri toplam 2 ay boyunca 140 saat) bi konuda size danışacaktım bu kursa gitsem bana bir faydası olurmu ve kurs bitiği zaman ben kendim grafik tasarım ile ilgili bir iş bulabilirmiyim
ve bu tür programı öğrenebilirmiyim...Lütfen cvp

e-posta: xxxxxxxxxxxxx
cvp bekliyorum lütfen yardımcı olun
aranızda yeniyim madur görün
Saygılar
 

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
@deskjet_3920

---------------

1-Madur kelimesini yanlış kullanıyorsun. Mazur görün demen lazım. (Madur'un aslı mağdur'dur , o da haksız yere ezilen, zarar gören anlamındadır. Birisini dövseler, dayak yedim, mağdur edildim diyebilir.) Mazur görün demek ise hoş görün, kızmayın, mazeretimi kabul edin, demektir. Mazur=mazeret sahibi demektir.
2-Kurs fiyatı çok ucuz. Saati 10 liraya geliyor.
3-Bu programların hepsini 2 ay içinde öğrenemezsin. Sadece aşina olursun. (Aşina olmak=tanıdık olmak, bir yerden tanıyor olmak.)
4-Bu kursu bitirirsen programlar hakkında FİKİR SAHİBİ OLACAKSIN, başka da bir şey olmayacaksın. Grafiker de olmayacaksın, yardımcı grafiker (mac operatörü) de olamayacaksın. (grafiker olmanın bu kadar kolay olmadığını yazılarımdan anlamış olman gerekir.)
5-Benim tavsiyem; sadece 2 programı 2 ay boyunca öğretecek bir kurstan sindire sindire ve yavaş yavaş kurs al. Sonra diğer 2 program için 2 ay daha git. 4 programı 4 ayda öğren. Yavaş ama iyi öğren. Kurstan çıkınca da herhangi bir matbaaya gir, işi öğrenmek için şu kadar maaş isterim deme. Ne maaş verirlerse çalış, kendini çırak olarak gör. Orada yetişmeye bak. 4 programı kursta öğren, diğerlerini piyasada öğrenirsin. Tasarımı ise ancak iyi bir tasarımcının yanında 2-3 yıl çalışırsan biraz öğrenirsin. Tasarım yapmak program kullanmak demek değildir. Tasarım yapmak, sanat ve kültür bilgisini kullanmak ve aklını kullanmak, estetik zevki kullanmak demektir. Bunlar sende varsa tamam, yoksa neyi kullanaksın?Sadece program kullanacaksın, ama tasarımı program yapmıyor işte. Tasarım yapmak; Keman çalmayı bilmek değil, beste yapmayı bilmek demektir. (grafikerle yardımcı grafiker arasındaki fark burada başlar)
6-Yani 4 ay kurs+ 6 ay çıraklık dönemi=10 ay sonra tekrar görüşelim. Kolay gelsin.
 

mirza26

Üye
Kayıt
24 Eylül 2009
Mesaj
3
Tepki
0
Herkese merhabalar...
Forumunuza yeni buldum ve bulmamla beraber üye olmam bir oldu.
Herkese,Tüm arkadaşlarıma tecrübe ve birikimlerini paylaşan arkadaşlara,Özellikle bu konuda hiç tartışmasız yardımcı olmaya çalışan büyüğümüz "farukcagla" hocama canı gönülden teşekkürler.
Kısaca kendimden bahsedeyim...
26 yaşındayım ben,Hepimiz zaman zaman badireler atlatmış,sıkıntılı dönemlerden geçerek gelmişizdir bugünlere ya...
Benimkide öyle işte...
Öncelikle ilk hatayı sanırım ilgi alanım dahi olmayan radyo tv bölümünü tercih ederek başladı hatalar,
Ve ardındaki başarısızlık ve kayıt sildirmeye kadar giden 1 senelik bir yolculuk...
Ardından yine ilgi alanım olmayan lakin,''meslek sahibi olmanın zamanı geldi artık'' diyerek kazandııgım otomotiv bölümü ve özel sebepler dolayısıyla kayıt sildirme tekrar...
Bu sene ''en azından daha verimli olabilirim'' diye düşünerek yazdığım makine ressamlığı...
''26 yaş iki senelik bir bölüm okumak için geç değilmi?
Elbette geç bende farkındayım...(şimdiye kadar 1 er sene uzattıgımı düşünürsek bile 2 kez bitirmem gerekirdi bu bölümü)
Ama bu bölümü okumak için ilk adımı atarak össde kazanarak kaydımı yaptırdım..
Nasibimiz varsa okuyacağız elbette..
Belki bölümümle alakalı değil ama,kendimize ait internet kafemiz olduğu için daha pratik olması babında kendimi ''Grafik tasarım alanında geliştirebilirim hem çalışır hem okurum) diye düşünerek bilgi almak istedim sizlerden..
Bu olayın dışındayım evet,ama bunu gerçekten yapmak istiyorum..
Geçen gün yerel gazetede ilanı gördüm, hemen çevirdim numarayı..
İlanda şunlar yazıyordu.
''matbaa da çalıştırılmak üzere Orta derecede corel draw photoshop bilen eleman aranıyor..
konuştuk,
Zaten programlarıda bilmiyorum en azından bilgi alayım diyerek aradım bilgiyide aldım,
İçime umut ışığı doğdu haliyle...
Okulla beraber götürebilir hem kimseye yük olmam bu saatten sonra diye düşündüm..
''E madem bu kadar istiyordun neden makine ressamlığı yerine yazmadın be kardeşim '' dediginizi duyar gibiyim.
Yazdım,Hemde ilk sıraya...
Ama Puanım tutmadı..
Nerden başlamalı neler yapmalıyım?
okuyacağım bölümüde göz önüne alarak.
"farukcagla" hocam başta olmak üzere tüm arkadaşlarıma büyüklerim,küçüklerime özellikle bu sorum...
Bu saatten sonra Başarabilirmiyim hocam ?
Cevabınızı bekliyorum..
Saygılarımla,
 

Hasan Güner

.com
Bronz Üye
Kayıt
14 Şubat 2009
Mesaj
3.128
Tepki
45
konu mesajları bana çok sert geldi belki de bir mesleği icra etmek için illa ki o mesleğe dair okul okumak gerekmediğini savunduğum içindir bilinmez örnek isteyenler bulundukları illerin sanayi sitelerine gitsinler
belli konulardaki en iyi ustaları bulup eğitimlerini sorsunlar aldıkları yanıtı ben şimdiden söyleyeyim
çoğu lise mezunu bile değil merakı azmi yeteneği olan herkes istediği mesleğe başlayabilir
bu konuda kendini geliştirebilir

derseniz ki "motor ustalığı ile tasarımcılık bir mi? tasarım bir nevi sanattır herkes yapamaz..."
size yine bir örnek sunayım ali tekin türe diye bir zat var ülkemizde google'da araştırın
bu insanın eğitim düzeyine bakın sonrada yazdığı halen günümüzde hit olan şarkılarına bakın
tabi bu şarkıları seslendirenlerin eğitimleri de olayın bir başka yönü

şimdi sen eğitim almadın işi bilmiyor kendi kendini avutuyorsun bu mesajınla diyenler de çıkacaktır
herkesin düşüncesidir saygı duymak gerekir benim düşünceme göre de
eğitim ve diplomayı olmazsa olmaz kabul edenlerin tek derdi
"onca sene okuyup da hala belli bir mevkiye gelememeleri
ve vasıfsız insanlarla aynı kefeye konmalarıdır"

bu arada unutmadan belirteyim yaşım 22 lise mezunuyum
18 yaşından bu yana matbaa ve reklam ajanslarının içindeyim
muhabirlik köşe yazarlığı gazete mizanpajı dijital baskı operatörlüğü grafikerlik vs.vs.
yapmadığım kalmadı... ileride çok başarılı olacağıma inanıyorum
hele hele elinde diploması olup da tasarım yapamayanları gördükçe
bu inancım daha da kuvvetleniyor

herkese iyi çalışmalar ....
 

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
@mirza26

Sayın Mirza,
Vakit kaybetmeden AutoCad ve 3D Max programlarının kurslarına kayıt olun.

Önce bir makine parçasının üstten, yandan ve önden TEKNİK ÇİZİMLERİNİ yapmayı öğrenin.

Sonra bunun üzerine doku kaplamayı, ışık gölge vermeyi ve hacimlendirmesini 3D max veya benzeri programlarda yapmasını öğrenin.

3D konusunda , bu sitede değerli büyüğümüz "Günel Ayvacı" hanımefendi çok iyi bir usta ve değerli bir klasik ressamdır. Sanırım o da size yardımcı olacaktır.

Bu eğitimler sizi grafiker yapmaz ama ne yapar?
1-Teknik ressam ve makine ressamı yapar.
2-İç mimar-dekoratör ve marangoz mobilya parçaları, makine parçalarında uzman MODELLEME TASARIMCISI yapar.
3-Resim eğitimi, 3 boyut, eşyayı ve nesneleri kavrama, uzay ve cisim bilgileri kazandırır. Perspektif öğretir. Işık gölge öğretir.

Buraya kadar olan eğitimle Makine ressamı ve hatta üzerinde bir kariyer elde edersiniz.

Mümkün olabiliyorsa... Grafik eğitimi için;
1-Vektörel program öğrenin. Freehand daha kolaydır, Adobe İllustratör daha karmaşık ama daha gelişmiştir. Corel Draw da olabilir.
2-Piksel tabanlı resim ve boyama , fotoğraf biçimlendirme programı öğrenin, en yaygını Photoshoptur.
3-Çok sayfalı dergi hazırlamak için çizim yapmakta kullanılmayan ama yazı ve metin düzenlemekte etkin olan Quark X Press ve onun daha gelişmişi olan In Design programı da öğrenebilirsiniz.

Bu son 3 maddeyi de yaparsanız grafiker olur musunuz?

Bence olamazsınız ama "program biliyorum, öyleyse grafikerim" diyen grafiker kardeşlerimiz var.

İşte bu nedenle, bu sitede, "program biliyorum, öyleyse grafikerim demek doğru mudur?" başlıklı bir konu açılmıştır.

Program bilen kişi aynı zamanda tasarım da bilirse Grafiker olur. Tasarım bilmeyen kişiye grafiker denmez.

"Grafikerler; tasarım bilmeyen grafikerler ve tasarım bilen grafikerler olarak ikiye ayrılır, birinci gruba sadece grafiker, ikinci gruba ise tasarımcı grafiker denir" ifadesi tümüyle yanlıştır.

Tasarımcı grafiker kelimesi uydurma bir kelimedir, grafiker denilen kişinin kesinlikle tasarım bilmesi lazımdır, illa da tasarım kelimesi kullanılacaksa grafik tasarımcı ifadesi daha doğrudur.

Tasarım bilmeyen grafikere grafiker denmez, yardımcı grafiker veya uygulamacı grafiker denir.

İyi keman çalana da besteci denmez kemancı denir.

İyi şarkı söyleyene şarkıcı veya yorumcu, hem beste yapıp hem şarkı söyleyene besteci-yorumcu denir.

İşte grafik tasarımcı; besteci-yorumcu gibidir.

Tıpkı makine ressamı başka şey, makine mühendisi başka şey olduğu gibi.

Yukarıdaki 3 maddeyi de yaptıktan sonra, yardımcı grafiker veya uygulamacı grafiker olursunuz ama grafiker veya grafik tasarımcı olmak için ne yapmanız gerekir?

Tasarımı öğrenmeniz gerekir.

Tasarımı öğretecek bir bilgisayar programı henüz icad edilmedi...

Peki, tasarımı nasıl ve nerede öğreneceksiniz?

1-Okulda mı? (zaten okul şansınızı harcamışsınız)
2-Dersane ve kursta mı?
3-İnternet sitelerinde mi?
4-Piyasada iş ilişkilerinde pişerek mi?
5-Usta-çırak ilişkisiyle iyi bir ustanın çıraklığını yaparak mı?
6-Özel ders alarak mı?
7-Özel gayretlerle kendi kendinize mi?

(Bu sitede "grafik tasarım eğitimini nerede ve nasıl aldınız" konusu daha önce açılmıştı, öneririm.)

Şimdilik bu kadar, saygılar.
 

Hasan Güner

.com
Bronz Üye
Kayıt
14 Şubat 2009
Mesaj
3.128
Tepki
45
İyi şarkı söyleyene şarkıcı veya yorumcu, hem beste yapıp hem şarkı söyleyene besteci-yorumcu denir.
İşte grafik tasarımcı; besteci-yorumcu gibidir.
siz diyorsunuz ki; Ajdar var nane nane şarkısının beste ve yorumcusu (!?)

Peki, tasarımı nasıl ve nerede öğreneceksiniz?
Tasarımı öğrenmek gibi bir fiil yoktur (bence)
tasarım; şahsın kendi hayal gücünü yansıtmasıdır
dolayısıyla başkasının hayal gücünü öğrenmek şahsı tasarımcı yapmaz
yaptığı iş de tasarım olmaz şablon olur
 

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
@Hasan Güner


Siz Ajdar'ı iyi besteci ve iyi yorumcu diye kabulleniyorsanız, o sizin fikriniz.

O kadar besteci ve yorumcu varken niçin bula bula Ajdarı bulduğunuz da dikkat çekici...

Şimdi gelelim TASARIM YAPMAK ÖĞRETİLİR Mİ KONUSUNA...
Siz karga sesli bir kişiye istediğiniz kadar müzik eğitimi verin ondan şarkıcı olur mu?

Olur, Ajdar olmuş derseniz, yine sizin fikriniz.


Kulağı olmayan, do sesini la sesi diye algılayan biri nota öğrenebilir mi?

Peki; yeteneksiz biri 6 tane grafik programı öğrense grafiker olabilir mi?

"Olur, program bilen tasarımı da bilir" diyor musunuz?

Grafik tasarımcı nasıl olunur, sorusuna vereceğiniz cevap;
"kişi yetenekliyse, azimli ve istekliyse hiç tasarım eğitimi almadan da grafik tasarımcı olur. grafik tasarım okulları faydasızdır, kapatılsın" diyor musunuz?

Ben okullarda Tipografi eğitimi veriyorum, İletişim Grafiği Tasarımı ve Reklam grafiği tasarımı dersleri veriyorum, serbest desen ve illüstrasyon eğitimi veriyorum. Sizce bunlar TASARIM EĞİTİMİ değil mi?

Program kullanırken klavyenin kısa yolları vardır da, tasarım yaparken tasarımın kısa yolları yok mudur?

Niçin Avrupalı grafikerlerin tasarımları birer sanat harikasıdır da niçin sanayi sitelerindeki ortaokul mezunu grafikerlerin tasarımları onlarla eşit düzeyde değildir? Yoksa size göre eşit düzeyde midir?

Avrupalı daha mı yeteneklidir? Yoksa daha mı eğitimlidir?

Görüşmek üzere.
 

Hasan Güner

.com
Bronz Üye
Kayıt
14 Şubat 2009
Mesaj
3.128
Tepki
45
yine çok sert bir yanıt sanıyorum sizin üslubunuz bu

tasarımı programlar yapmaz bunda hem fikiriz

ben okullar kapatılsın demiyorum tabiki
ama her aşamadaki okullarımızın hali ortada
dershaneye gitmeden üniversiteli olan öğrenci sayısı bir elin parmakları kadar
kaldı ki ülkemde verilen grafik eğitimleri yeterli olsa idi
işverenler elinde sertifika alanı anında kapardı
ama yeni eğitim bitirmiş birini kimse adam yerine koymuyor
tecrübe grafik sektöründe herşey demek bu inkar edilemez

ısrarlıyım eğitim almadan tasarım yapılamaz demek bence doğru değil
çünkü tasarımın ucu bucağı yok göreceli bir konu
bana anlamlı hoş gelen tasarım başkasına gelmeyebilir
bu bağlamda bu tasarımdır bu değildir demek çok güç olur
kuralları olmayan bir durum bir formülü yok herkesçe kabul gören

sizin mesleğinize saygı duyuyorum lakin siz tasarım öğretmiyorsunuz
yol göstericisiniz sadece kişiler kendi hayal güçleri gelişene kadar taklit ederler
bu her konuda böyledir küçükken babamızı örnek alırız
grafik dünyasına adım attığımızda başka tasarımları...
sonrasında ne olur kendimiz düşünmeyi ve düşünceyi çalışmaya dökmeyi
öğreniriz işte tasarım bu noktadan sonra asıl tasarım olur

ama siz derseniz ki ben tasarım öğretiyorum
benim öğrencilerim tasarımcı kendinizi kandırırsınız
çünkü sizin verdiğinizin ötesine çıkmadıkça öğrenciniz tasarımcı olamaz
kendi düşüncesini yansıtamaz cesur ve özgün çalışmalar sunamaz

avrupa ile kıyas konusuna girersek içinden çıkamayız
bizim neyimiz onlarla yarışabilecek kapasitede ki tasarımlarımız olsun
 
Yukarı Alt