Yanınıza oturan müşteriden emir almaktan memnun musunuz?

Durum
Konu kapatılmıştır.

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
@Emine Şahin


Emine hanım,
Yazdıklarınızı gülerek okudum. Gülmem alay etmekten değil, hayranlığımdan ve memnuniyetimdendir.

Gülerek demekten kastım tebessüm etmek manasındadır.

Evet neler oluyor?

Şu yazdıklarınız çok anlamlı;
"biri yada birileri tarafından biribirilerinize düşürülmüş, eminimki köşeden bıyık altından gülüyorlardır da..."

Ben de sizinle aynı kanaatteyim. Ömer bey de aynı kanaatte. Oğlum da... Başka gösterecek tanığım yoktur.

Birileri; birilerini birbirine düşürmüş ise ; birbirine düşenler de bunu anlamıyor ve yine birbirini yemeye devam ediyor ise burada birilerinin ekmeğine yağ sürülüyor demektir.

O zaman birbirini yiyenler içinde bazıları bilerek veya bilmeden birileriyle iş birliği ediyor demektir.

İşte benim dediğim gaflet ve delalet içinde olmak tam da buydu...

Hani benim "düşmanın taşı değil, ille de dostun attığı gül yareler beni," dediğim şey de buydu...

Ama; bu sitede öyle insanlar var ki;

Hiç bir kavga ve tartışma olmasa bile; çok ama çok önemli bir grafiker sorunundan bahsetmiş olsak bile o konuyu 30 000 kişi içinde yine 627 kişi okuyacaktı ama; yine 3 kişi cevap yazacaktı.

Hatta 627 kişi bile açıp okumayacaktı. Çünkü bu okuyan 627 kişi hiç olmazsa HOROZ DÖĞÜŞÜ seyretmek için, arenada gladyatör görmek için MERAK İLE konuyu izlemiştir. Üyeler arasındaki didişme onların ilgisini çekebilir ama grafikerlerin çektiği sıkıntılar onların ilgisini çekmeyebilir.

Dolayısı ile sıradan bir kartvizit konusunun daha fazla yorum alması bu sitenin üye profili için normaldir.

Bu satırlarımdan üyeleri küçümsediğim anlamı çıkmasın. Üyeler daha çok pratik mesleki konularla ilgileniyor, teorik konular onlara ağır geliyor.

Mesela yüz defa -de ve -da eklerinin nerelerde ayrı yazıldığını anlatmamıza rağmen, yine bu konuda yanlış yapmakta ısrar edenler var.

Ben bu siteye taraftar toplamaya değil, karşılıksız olarak yardım etmeye ve bildiklerimi paylaşmaya geldiğim halde, ne yazık ki haksız eleştirilere muhatap olmanın kederini de yaşıyorum ama soğukkanlılığımdan taviz vermiyorum.

Bunu da üye profilinin doğal sonucu olarak görüyorum.

Bu nedenle bu üyelerin tepkilerini ölçü olarak alırsak adaletli hüküm veremeyiz. Çünkü bilenle bilmeyen bir olmaz ve demokrasi ancak eşitler arasında geçerlidir.

Yine bu sitede öyle üyeler var ki; kimin ne dediğine bakmadan, madem ki tartışma var, öyleyse tartışanlar kötü adamdır, sonucu çıkartıyorlar. Yani saldıranı da savunanı da, haklıyı da haksızı da aynı kefeye koyanlar var... Bilenle bilmeyeni bir sananlar var.

Bu sitede öyle üyeler var ki; uzun ve anlaşılmaz cümleler kurmak ile, uzun makale yazmayı eşit ve aynı görmekteler. Yani, yeni öğrendiğim ve çok sevdiğim bir deyim ile söyleyeyim; sapla samanı, iple kemanı karıştıranlar var.

Yine öyle üyeler var ki; kendilerine destek olup arka çıktığım halde beni yerden yere vuranlar var...

Peki ne yapmak lazım?

Emine hanım, buradaki tek ölçü hak ve adalet ölçüsüdür. Hak ve adalet çizgisinden sapıldığı zaman ipin ucu kaçıyor ve çorap söküğü gibi gidiyor.

Öyle bir durum ki; cevap verseniz tartışma çıkaran adam oluyorsunuz. Sussasınız üzerinize gidiliyor.

Hakkınızı arasanız bıktım sizin tartışmanızdan diyorlar. Daha geçenlerde Abdullah adlı bir yönetici tıpkı sizin sıkıntılarınıza benzer sıkıntılarını dile getirdi ve yazısı silindi.

Vallahi ben de kimseyi küstürmeden ne yazayım diye şaşırıyorum. Bi taraf (tarafsız) olan bertaraf (yok olur) olur demiş Atatürk. Haksızlık karşısında taraf tutmazsanız haksızlığın tarafını tutarsınız.

Ben düşmana koz vermemek için sussam üstüme geliyorlar. Cevap versem düşmana koz veriyorsun diyorlar...

Hani; üste çıksan kabahat, alta düşsen kabahat, bu nasıl izahat?
İmza; hakemliği beceremeyen Nezahat.

Burada hakem çok önemlidir. Bir yarışmada bile eserleri değerlendirecek juri üyelerinin o eserleri üretenlerden daha tecrübeli ve bilgili olması gerekir.

Bir de bir atasözü vardır; bana köse demen için kara sakalın top gerek, diye...

Ne demek istediğimin anlaşıldığını umarım.

Akıl, fikir,iz'an ve şuur; adalet duygusu ile birleşirse karar adil olur.

Ben Ömer bey'in adaletinin Hz. Ömer adaleti olduğuna inanıyorum. Bu konuda en isabetli kararı o verecektir.

Körler ve sağırlar, birbirini ağırlar diyebilmek için gözümüzün iyi görmesi, kulağımızın iyi duyması lazım.

Saygılar efendim.

Not; Grafikerler Birlik olmalı deyip duruyorduk Emine hanım... Hatta espriyle karışık başkan adayı bile olmuştunuz... Beni kişisel menfaat peşinde olmakla da itham etmiştiniz. Bildiğiniz üzere bu sitede Grafikerler Dayanışma Derneği'nin manifestosunu yayınladım. Sizden olumlu olumsuz bir tepki gelmedi. Nedendir diye sorsam, rahatsız etmiş olur muyum?

http://www.facebook.com/groups.php?i...d=129818752791

linkine gidip destek vermeyi düşünür müsünüz?
 
Kayıt
7 Temmuz 2008
Mesaj
208
Tepki
5
Selam,

Bu sitede yazdığım şu söz ne yazık ki yine burada anlamını buluyor.

- Sapla samanı, iple kemanı karıştırmak...

Sağır, kör, dilsiz ve hatta her ne tür anlamaz insan varsa ona yönelik olarak şunu belirtmek istiyorum. Ortada elle tutulur, gözle görülür adam gibi bir tartışma yok. Ortada karşılıklı suçlama var. Suçlamanın taraflarının kim olduğunu burada isim olarak belirtmeye sanırım gerek yok. Bu site üyesi olan kişiler konunun nasıl başladığını, nasıl geliştiğini ve sonuçsuz bir şekilde nasıl devam etmekte ısrar edildiğini sanırım okumuşlardır.

Bu anlamda bir saatten sonra " Narnia Günlükleri " gibi anlamsız, sözümona eleştirisel manzumelere ve yarıştırma temelli aşık atışmalara artık son verilmesi gerektiğini, bu tür sonucu belirsiz tartışmaların kimseye bir şey kazandırmayacağını ve amaçtan sapıp araçlarla boğuşmanın ortalığı toz dumana boğmanın neye ve kime hizmet ettiği belli olmayan yönetme ve yönlendirmelerin kimseye yarar sağlamayacağı temel düşüncesiyle her iki kişiye yönelik olarak yazdığım yazı sonrasında ortaya bir manzara çıktı.

- İftira kampanyası...

Peki şimdi sormak gerekiyor ilgili kişiye siz bu kelimelerden ne anlıyorsunuz;

" Ama artık yeter... Bu sitenin ne benim ne de sizin kişisel sürtüşmelerinizin arenası olmadığını bilmeniz gerekir. Bilmiyorsanız eğer bir zahmet öğrenin. Alınmaca, darılmaca hatta kızmaca yok. Her ikinizi de üçüncü bir şahıs olarak uyarma ihtiyacı hissetmemin en büyük nedeni yine sizlerin ya da sizin ( artık nasıl algılarsanız ) kendinizi düşünmemdir. "

Hemen bir kaç satır altta yine aynı yazımda;

" Birlik oluşturuyoruz diye çıkılan yolda birliğin adının bile artık duyulmasının tahammül ve sinir katsayısını birkaç kez katlayacağı bir psikolojik ortamı şu an oluşturmaya doğru sayenizde hızla gittiğini de aklınızdan çıkartmayın. Birlik olmak adına karşılıklı gelinen noktayı etrafınızdaki insanların ne şekilde anlayacaklarını ve bu anlama sonrası birliğe, derneğe ya da kurulması düşünülen her neyse ona nasıl yaklaşacaklarını her ikinizin de iyice düşünmesi gerekiyor."

yazdığım bu yazılara önceden olduğu gibi şu an da sahip çıkıyor ve savunuyorum. Yazdığım bu eleştirel yazıya da sonuna kadar sahip çıkarım. En önemlisi de karşılıklı olarak yazışan " Bastonunu Sallayan " ve " Kafasını Kollayan " ( bu iki tanım da kendilerine aittir ) kişiler olarak hangisine yakın olduğum sonucu çıkartılabilir. Bu yazıdan aklı başında olan herkesin " Üçüncü bir görüş " fikri sonucunu çıkartması sanırım daha mantıklıdır.

Burada kişinin mantığı nasıl kurduğu çok önemli.

- Bana saldırıyorlar, savunmaya geçince de kavgacı ben oluyorum...

sözüne yazılan yazıları bu güne kadar okuyan herkesin gülmekten katıldığını söylersem sanırım abartmamış olurum. Neden mi..? Çok basit. Yanlış da ondan. Gelinen noktada ortaya çıkan garabeti işaret eden kişi olarak maruz kaldığım hakaret ve iftiranın ( ki bu benim için birincil dereceden önemli ) yenilir, yutulur tarafı yoktur. Bunu görmemezlikten veya okumamazlık gelmedim bundan sonra da gelmeyeceğim.

İlgili şahıstan istediğim şey çok açık... Bunun kıvırılacak, çarpıtılacak ve haklı olmaya çalışılacak herhangi bir yanı yok, olamaz da...

- Yazdığınız hakaret ve iftirayı ya delilleriyle ispatlayacaksınız ya da herkese açık olarak yazdığınız aşağıdaki bu kelimeleri geri çekip benden özür dileyeceksiniz. Bunun başka yolu yok. Sizi ispata davet ediyorum.

" Melihcim, sana burada cevap veremem, kişisel tartışmaya girmem.

İnsanı güvenmediği kişi değil güvendiği kişi aldatır. Bir ülkeyi dışarıdan işgal edemeyen yabancı güçler içeridekilerinden bazılarını ya kandırır ya da satın alır. Halk da bu bilerek veya bilmeden satılmış olanlar tarafından kandırılır. Çünkü halk düşmanla işbirliği yapanları kendinden sanır.

Bu nedenle nifak ve fitneyi yapanlar her zaman bunu bilerek yapmazlar, gaflet ve delalet içinde olarak bir takım enaniyet (büyüklük kompleksi) duygularıyla ve kibirle de yanlış yaparlar.

Kibir denilen şey insanı felakete götürür. Dostlukları bozar. Düşmanlar, kibirli kişileri öğerler, göklere çıkartırlar ve kibirlerini okşarlar, kibiri okşanan kişi daha büyük yanlışlar yapar. "


Sayın Faruk Çağla şimdi size soruyorum..?

1- Kiminle ne zaman ne tür bir ilişki kurmuşum..?
2- Kimden emir alıp sana karşı yazı yazmışım..?
3- Gaflet ve delalet içinde olarak bir takım enaniyet ( saçmalığın daniskası tanımlamalar ) duygularına sahip olmak için kiminle işbirliğine gitmişim..?
4- Beni düşmanla işbirliği içerisinde olmaya ikna eden durum, konu, kişi kim..?
5- Düşman kim, dost kim..? İsimleri ve delilleriyle birlikte belirtilecek.

Bu işaret ettiğim 5 maddeye kesin tanımlamalarıyla birlikte cevap vereceksiniz. Evirmece, çevirmece ve hatta kıvarmaca yok. Eğer bunları yapmıyorsanız, işte o zaman attığınız bu temelsiz iftiranın altında kalacaksınız.

- Efendim ben bir süre önce ulvi bir misyona soyundum ama bakın görüyorsunuz ki bu nifak odakları beni ve en önemlisi de sizleri içerisinde bulunduğunuz bu sömürü ortamına mahkum etmeye çalışıyorlar. Bu nifaklara inanmayın. Son olarak bunlara bir de düşmanla işbirliği içerisine girmiş Melih Yongacı eklendi. Bunlara değil mağdur duruma düşmüş olan bana inanın. Ben sizi onlardan daha iyi korur ve kurtarırım..!

gibi hamaset kokan, taraftar toplama amacına yönelik içi boş demogojik kişisel manevralara girmeyeceksiniz. İspatını ortaya koyup iftira atmadığınızı belgeleriyle kanıtlayacaksınız. Ancak o zaman sizin bu sitede yazdığınız yazıların bir değeri, anlamı ve yararı olduğu kesinkez ispatlanmış olur.

- Bunların hiç birini yapmam derseniz o zaman bu siteyi terk edip gideceksiniz.

Bu anlamda araya kimsenin hiç bir şekilde girmemesi gerektiğini özellikle bu site üyelerinden rica ediyorum. Ortaya atılan iftiranın temizlenmemesi alışkanlık yaratır. Site üyesi hiç bir arkadaşımızın bu duruma dahil olmaması benim için önemlidir. Tartışmaya bu site yönetimini ve üyelerini çekmeye çalışan ve konuyu gargaraya getirmek için yazı yazan kişinin de bir an önce sorduğum bu sorulara karşın hala satır aralarından itham etmek yerine açık olarak cevap vermesi gerekiyor. Sorduğum şey çok basit. İspatla kurtul veya özür dile kurtul. Yoksa attığınız bu iftira taşının altında kalırsınız haberiniz olsun.

Saygılar...



Dipnot: Yazdığım bu yazı sitenin üyelerinin genelini bağlamıyor. Bu yazı yaptığım eleştiri sonrası " Melihcim, sana burada cevap veremem " diyen ama iki satır sonra beni " Düşmanla işbirliğine girmiş vatan haini ilan eden " Faruk Çağla'yı ilgilendirmektedir. Sorularımın muhatabı direkt olarak kendisidir. Bu yazıyı okuyan diğer site üyelerinin barıştırma, uzlaştırma, yanaştırma, kaynaştırma türünden yazılar yazması aynı iftira kampanyasına dahil olması anlamına gelir. Onun için site üyelerinden ricam bu konuya bu anlamda lütfen taraf olmayın. İşkembe-i kübra'dan iftira atan bu şahıs yazdıklarının ya ispatını koyacak ya da sonuçlarına katlanacak. Bu noktada kimseyle uzlaşmam. Haberiniz olsun.
 

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
Melih beye cevabım; Emine hanımın yazdıklarında mevcuttur, benim Emine hanıma yazdığım cevapta mevcuttur.
------------------------------------
Evet neler oluyor?

Şu yazdıklarınız çok anlamlı;
"biri yada birileri tarafından biribirilerinize düşürülmüş, eminimki köşeden bıyık altından gülüyorlardır da..."

Ben de sizinle aynı kanaatteyim. Ömer bey de aynı kanaatte. Oğlum da... Başka gösterecek tanığım yoktur.
--------------------------------

Başka tanığım ve ispatım yoktur. Tanığım ve ispatım Melih beyin yazılarıdır.

Önceki mektubumda dediklerimi aynen tekrar ediyorum;

Ben düşmana koz vermemek için sussam üstüme geliyorlar. Cevap versem düşmana koz veriyorsun diyorlar...

Hani; üste çıksan kabahat, alta düşsen kabahat, bu nasıl izahat?

Başka diyeceğim yoktur.

Melih bey ipin ucunu kaçırmış, kartopunu uçurumdan yuvarlamış, kar topu artık çığ gibi büyümektedir.

Kamyonun freni patlamıştır, yokuş aşağı hızla ilerlemektedir.

At gemi azıya almış dizginler fayda etmemektedir.

Çığın önünde durmuyorum, kamyonun önünden çekiliyorum, ağzından köpükler saçarak koşan atın yolu üzerinden çekiliyorum.

Bunlar nereye çarparsa çarpsın. Bana çarpmak arzu ve isteklerine izin vermiyorum.

Birilerinin "Sersemler birbirine girdi" sözlerini duyar gibi oluyorum. Emine hanımın "biri yada birileri tarafından biribirilerinize düşürülmüş, eminimki köşeden bıyık altından gülüyorlardır da..." ifadesine hak veriyorum.

Daha fazla bıyık altından gülmemeleri için bu kavgayı tek taraflı bitiriyorum.

Biliyorum ki ne yapsam yine bu sitedeki bazı kişilere yaranamayacağım, yine bir kusur bulacaklar, bir kulp takacaklar, ama olsun, bitiriyorum.

----------------------


Melih bey serbestsiniz, istediğiniz gibi atıp tutabilir, esip gürleyebilirsiniz. Asla cevap vermeyeceğim.

Hatta hakaret ve küfür de edebilirsiniz. Alışık olduğumuz mahkemeye vermek tehditleri benden gelmez. Siz yeter ki deşarj olunuz. Görüyorum ki buna ihtiyacınız var.

Bu site sizin deşarj olmanız için emrinizdedir.

Beni buradan kovmak istiyorsanız onu da yapınız, giderim, yeter ki siz mutlu olun.

Zaten şu sözlerinizle beni kovdunuz;
"Bunların hiç birini yapmam derseniz o zaman bu siteyi terk edip gideceksiniz."

Ben gidiyorum, sanırım buna da ihtiyacınız var.

Ama helal olsun size, birilerinin uğraşıp da yapamadığını yaptınız. Zafer Şeref Madalyanızı nerenize asacaksınız?

Saygılarımla.
 
Kayıt
7 Temmuz 2008
Mesaj
208
Tepki
5
Selam,

Efendim şimdi bu alanda hep birlikte bir ilke tanık oluyoruz ve bu ilki gerçekleştiren beyefendiyi de kutluyor ve kendisinden aldığım bu madalyayı yine kendisine takması için törenle hediye ediyoruz...

Dünyanın neresinde görülmüştür ki bir insan ortaya çıkmış bir durumu eleştirsin ve sonrasında bu insan aslı astarı olmayan hezeyanların geçerli olduğu iftiralara maruz kalsın ve sonrasında bu iftiraları ispat edemeyen kişi hala utanmadan ve sıkılmadan kendisini haklı çıkartacak kelimeler güruhunu yazıyor olsun.

El insaf mı desem acaba diye düşünüyorum yok bu bile az kalır. Hakaretin ne olduğunu sanırım bu alanda yalnız siz biliyorsunuz. Anlayamadığınız ve en önemlisi de kavrayamadığınız önemli bir gerçeği size son kez yazmak istiyorum desem anlayabilir misiniz şu an ondan bile şüpheyim. Aslında bu yazdıklarınız sonrasında şüpheye düşmemen gerekiyor olsa bile bu bakış açınız, davranış biçiminiz ve hala kişisel olarak yaptığınız suçlamalara devam etmeniz beni ne yazık ki şüpheye düşürüyor.

- Sayın Faruk Çağla siz iyi misiniz..?

Akla hayale gelmeyecek türden bu güne kadar hiç bir kişinin ima etmeye bile cesaret edemediği bir yazım diliyle suçlanan kişi yoksa siz misiniz..? Psikolojik aldatma yöntemlerine başvurmayalım. Suçluya suçu kabul ettirmek ya da mağduru oynamak bunlar da tutmayınca;

- Bak herkes bize bakıp bakıp gülüyor, birbirimize düştük, düşmanlarımız oturdukları yerden ellerini ovuşturuyor...

gibi tanımlamalar benim için hiç bir anlam ifade etmiyor. Neden mi..? Çünkü siz beni düşman ilan etmiştiniz ne çabuk unuttunuz...

Ben de doğal olarak " Canlıya dokunursun tepki gösterir " misali bir kişisel savunma içerisindeyim. Olması gereken en doğal davranış ne yazık ki bu. Başkasını düşünmek ve o şekilde davranmak ne bana yakışır ne de üzerine atılmış iftirayı temizlemeye çalışan herhangi bir kişiye.

Üçüncü şahısların oluşan bu durum nedeniyle göbek atıp atmayacaklarına bu kadar düşünen bir kişinin yazdığı yazılara dikkat etmesi kişisel ruh sağlığı açısından birinci dereceden önemlidir.

- Ne sanılıyordu..? Kim olduğu açıklanamayan bir dış düşman tahlili yapıp ondan sonra onlarla işbirliği içerisine girmiş bir kişi olarak teşhir edilmemi ses çıkarmadan onaylamam mı bekleniyordu..?

Sayın Faruk Çağla bırakın artık bu klişeleşmiş demogojik tanımlama yöntemlerini. Size sorduğum soruları cevaplayın siz de rahatlayın sizinle aynı görüşü paylaştığınızı ima ettiğiniz kişiler de rahatlasın. Ben olduğundan daha çok rahatım ve kişisel olarak herhangi bir kaygım yok. Kaygı sahibi olan kişi sizsiniz. Açıklayın beyefendi eğer bildiğiniz bir şey varsa. Ben açıklayın dedikçe kaçıyorsunuz ama satır aralarında suçlamayı sürdürmeye devam ediyorsunuz. Bu nasıl bir mantıktır beyefendi..?

Her zamanki gibi boş atıp dolu tutmaya çalıştığınız bir yazı yazdınız. Hatta bu yazıyı yazdığınıza sonrasında şu an pişiman bile oldunuz. Şimdi tutmuş;

- Tanrı şahidimdir, sağımdaki solumdaki melekler de...

imasında bulunan işaretler yapıyorsunuz. Gelinen noktada bu tür bir davranış size yakışıyor mu..?

Bunlar nasıl tanımlamalar, nasıl bir düşünce yapısı anlamıyorum ki.

- Çığın önünde durmamak,
- Kamyonun önünden çekilmek,
- Ağzından köpükler saçarak koşan atın yolu üzerinden çekilmek...


Bakın hala aynı kafa yapısıyla bana yazmak için şu an son çırpınışlarını gösteriyorsunuz. Oysa ki benim sorduğum sorular çok netti. Yazdığınız yazının kişisel hakaret içermediğini mi ima ediyorsunuz..? Kişisel olarak bana yazdığınız yazılar sonrasında size sorduğum sorular kimi, neden, ne anlamda ilgilendirsin ki..?

Aman dosltuğumuz bozulmasın düşüncesiyle bana yazdığınız ve aklı olan kimsenin yenir yutulur olarak düşünemeyeceği ( Buna Sayın Ömer bey ve Emine Hanım da kendilerini dahil hissederler ) kelimeler güruhunu salt dostluk uğruna ve düşmanları mutlu etmemek adına kabul etmemi bekleyeceğiniz yerde bu yazıları yazmamış olmanın daha akılcı bir yaklaşım olacağını bilemeyecek bir durumda mısınız..?

- Hakarete, suçlamaya, iftiraya, ezik davranmaya, maruz kalan kim..?

Lütfen yazdığınız yazıları bir kez daha salim kafayla okuyun. Bakın kişilere hak etmedikleri kelimeleri yazmak gibi bir lüks içerisinde hiç bir zaman olmadım. Hak eden kemdim bile olsa ( ki beni tanıyan arkadaşlar bunun böyle olduğunu bilir, tanımayanlar da bu sayede öğrenmiş oldu ) aynı sözleri ayrım yapmadan, kişisel zaaf göstermeden ve en önemlisi kendimi bile daha ağır bir şekilde suçlayacağım sözler kullanmaktan çekinmem yazarım. Size kullandığım sözler kendime kullanacağım sözlerin yanında tüy kadar hafif kalır bunu herkes bilsin. Siz bilmeseniz de olur.

Kimseye kişisel herhangi bir kinim yok. Ortaya yazılan yazılara kişisel tepki sonrasında bana bu güne kadar kimsenin yazmaya cesaret edemeyeceği türden yazıyı yazan kim..? Buyrun söyleyin bakalım kim..?

Konuyu hala yenmek, yenilmek, ezmek, ezilmek olarak algılama noktasında olmanıza şaşmıyorum. İnanılmaz derecede kızgın olduğum doğru ama kızgınlığımı denetim altına alamayacak kadar kişisel denetimden yoksun, herkesin ve herşeyin kendi etrafımda dönmediğini ve merkeze kendimi oturtmayacak bir akla ve mantığa sahip, yazdığım her kelimenin ne anlama geldiğini bilecek kadar bilgi sahibi bir kişi olduğumu ne yazık ki sizin dışınızda camiada herkes geçen uzun yıllar içerisinde öğrendi.

Önceki yazımdaki sözlerimi yineliyorum ve sizi ispata davet ediyorum. Önünüzde iki seçenek var.

1- Yazdığınız yazıda adımı vererek ve bir sonraki yazıda vermeden ima ederek yaptığınız tüm tanımlamaların ispatını koyarak açıklayacaksınız.

2- Yazdıklarımın ispatı yok diyorsanız o zaman benden ve yazılan bu yazıları okumaktan bıkmış " Ulan yeter be kardeşim " diyen tüm site üyelerinden özür dileyeceksiniz.


Bunların ikisini de yapmayan kişiye söylenecek son bir söz var ki onu da zaten önceki yazımda yazmıştım. Bir kez daha yazmaktan bıkmam.

"Bunların hiç birini yapmam derseniz o zaman bu siteyi terk edip gideceksiniz."

Bir kişi eğer bir davranışı neden yaptığının farkında olmadan yaparsa, yaptığı her ne ise o davranış o kişinin yüzüne karşı yanlış olduğu belirtilir. Bir kişi eğer bir davranışı neden yaptığının farkında olur ve hatta o davranışını bilinçli olarak yaparsa o davranış o kişinin bir süre sonra üzerinden onu ezerek geçer. Buna hiç kimse hiç bir şekilde engel olamaz.

Saygılar...


Dipnot: Dipnot yazmayı sevmeye başladım nedense. Adına dipnot denen şey aslında ilgili konu içerisinde bir noktaya işaret koyup o noktayı yazı sonunda ayrıca açıklamak veya konuyla ilgili kaynak göstermek vs. için yapılır. Şimdi konuya işaret etmek adına burada son bir şeye değinelim. Kimse bana " Sersem " kelimesini ima yoluyla da olsa söyleyemez. Yazdıkça batıyorsun şeker kardeşim. Ben ne sana ne de o aklın sıra düşman ilan ettiğin şahıslara taraf değilim. Anlamak istemesen de ben anlatmaya usanmadan devam edeceğim. Ne senden yana ne de onlardan yana değilim demektir bunun türkçesi. Sürece damgasını vurmaya aday bir kişinin üstelik bir de bu sürecin aklı sıra manifestosunu yazmış bir kişinin geldiği noktaya bakın. Ağlıyor arkadaş. Neden ağlıyorsun diye kendisine sorulmasını bekliyor. Biz sorucaz kendisi de bize hakaret etmeye, iftira etmeye devam edecek. Ne demiş atalarımız " Kendi düşen ağlamaz " bunu da mı bilmiyorsun güzel kardeşim. Yazık. Camianın önderi olmaya aday bir oluşum ortaya çıkartmak için çıkılan yolda kimlerle karşılaştık. Buna sanırım literatürde traji-komik bir durum denir yanlış bilmiyorsam. Burada aynı zamanda hem ağlayacak hem de gülecektik dimi. Peki kime..? Yazdığın yazıları son bir kez okumadan gönderme çünkü düşman ilan ettiğin kişiyle tanımlamalar temelinde aynı paralelde düşünmeye başlıyorsun uyarmadı deme. Sayın Faruk Çağla sizi ve kendim dahil herkesi uyarmak üzerine bir davranış biçimini bundan yıllar önce kendime görev edindim. Ben yazarım anlayan anlar, anlamayan yazdıklarımın bir süre sonra gerçekleştiğini görünce kendi derdine yanar. Sizi önceden uyardığım tüm noktalarda ne yazık ki haklı çıktım. Bundan sonra uyardığım tüm noktalarda da yine hay aksi ki haklı çıkacağım. Haklı çıkmaktan bıkacağımı sanıyorsanız yanılırsınız. Önemli olan bir şey vardır bunu kulağınıza küpe yapınız. Ne zaman beni haklı çıkarmadığınızı göreceksiniz işte o zaman yaşama dair bir şeyleri öğrenmeye başlamış olduğunuzu hissedeceksiniz. İşte o günü ben görebilir miyim onu bilemiyorum.
 
Kayıt
7 Temmuz 2008
Mesaj
208
Tepki
5
Selam,

Yazdığın yazıda kullandığın bir tanımlama nedeniyle sana çok kısa bir yazı yazmayı düşünüyorum.

Yazı..? Buyrun adına Zümrüt-ü Anka kuşu denen şahsın yazdığı yazıdan kısa bir alıntı.

" Sıkı durun.
Yakında topunuza aptal demeye hazırlanıyorum.
Şu Rapidshare'den kafanızı kaldırın biraz! "

Zümrüt-ü Ankacım, hayrola durum nedir..? Bir sıkıntın mı var..?

Bak bu arada hazır seni burada yakalamışken sormadan geçmeyelim. Sabah Gazetesi Turkuvaz Medya Grubunun grevi ne oldu..? Hani bir süre öncesine kadar Grafik Tasarımcının kurtuluşunun sendikalaşmadan geçeceğini söylüyordun ya o bakımdan sordum.

Belki bayat bir bilgi ama istersen şu linki tıkla da oku bakalım grev şu an ne aşamadaymış ve bu greve kaç kişi katılmış.

http://www.tgs.org.tr/index.php?option=com_content&task=blogsection&id=9&Itemid=48&limit=14&limitstart=0

Ankacım, ben Balmumcu daki gazete binasının önünden şöyle tesadüfen geçsem senden daha çok kişiyi katardım o greve. Demek ki bu işler öyle yazmakla falan olmuyormuş. Bu arada sitedeki fotoğraflarda seni " Grev Gözcüsü " önlüğünü giymiş olarak göremedim. Hayrola..? Yoksa asansör bozuktu da aşağı mı inemedin..?

Millete aptal demekte geç kaldın belki bilmiyorsundur hatırlatayım. Aptal sözünün bundan yıllar önce şu an hayatta olmayan bir kişi zaten söylemişti. Yani o laf sana düşmez. Sen olsa olsa başkalarının yaptıklarını taklit etme noktasında kendini avutursun o kadar.

Bu arada merak ediyorsan eğer bir dönem e-light listesinde birlikte olduğun kişilere benim ne kadar ajitatör bir kişi olduğumu ve kafakol ilişkisinde ne kadar mahir olduğumu sorup öğrenebilirsin. İstersen bu konuyu kime veya kimlere soracağını da sana isim vererek söyleyebilirim. Aslında farketmez o dönem toplantılara katıldığım kişilerden kime sorsan zaten beni bir şekilde tanıyorlar sana hakkımda gerekli bilgiyi verirler.

Yazdığın konularla ilgili çok aydınlatıcı oldun bak bunları bilmiyorduk. Hoş zaten biz grafik tasarımcılar sizin kadar bu konuları bilen bir niteliğe hiç bir zaman ulaşamayız. Hatta bu yazdıklarınızı rüyamızda ak sakallı birisi bize söylese ona bile inanmayız ki sen kim oluyorsun önce onu söyle bakalım.

Son dönemde bazı kişiler nedense terbiyesizlik sınırlarını fazlasıyla aşmaya başladı. Kendisini sabah kalkıp baktığı aynadaki yansımasından bir halt sanan bu ve buna benzer kişiler ellerine geçirdikleri klavyenin tuşlarını abuk subuk suçlamalarla anlamlaştırmaya çalışıyorlar.

Şimdi bu satırlardan sonra söylenecek sözler RTÜK kararıyla sansürleneceği için en iyisi yazmamak diye düşünüp satırlarıma son verirken emmimgillere selam eder, sarı öküzü benim için öpmelerini niyaz ederim.
Hatçeye de baki selam. ( O kim yahu..? Valla bilmiyorum eski Türk filmlerinde böyle bir sahne vardı ben de aynen ondan alıntıladım. )

Sahi siz eski Türk filmlerini izlediğinizde o dönem çekilmiş filmlerden ne anlıyorsunuz..? Mesela, Kemal Sunal filmlerinden..? Ne diyordu bizim muhterem Kemal abimiz...? Hani birisine kızdığı zaman söylediği o meşhur söz neydi..? Bakın gecenin bu saatinde aklıma gelmiyor ne yazık ki. Bilen varsa bana da söylesin merakta bırakmayın.

Saygılar...
 

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
@fogbird




DÜŞMAN VE SERSEM kelimeleri üzerine ;

A) DÜŞMAN;
----------------------------
1-Düşman kelimesi genellikle savaş halinde asker tarafından kullanılan ve karşı tarafı ifade eden bir kelimedir.

2-Cinayete kurban giden bir kişi hakkında da Polis sorar; "düşmanı var mıydı?" Demek ki burada DÜŞMAN kelimesi "ülke çıkarları uğruna kafası ezilecek kişi." anlamını taşımıyor. HASIM anlamını taşıyor. Çarpıtmayalım. İfrata kaçmayalım efendi!

3-"Aynı amaç için yola çıkıp fikir ayrılığına düşünce yaftalandığınız ifade." Aman ne kadar masum !!! Aynı amaç için yola çıktığın kimseleri nasıl DÜŞMAN diye yaftalarsın ( nitelersin)...? Vay be ben ne kadar kötüymüşüm. Peki aynı amaç için yola çıkan adamlardan biri ötekine HAKARET, ÖLÜMLE TEHDİT, AŞAĞILAMA, DERNEKLER KANUNUNA MUHALEFET, FİKİR HIRSIZLIĞI vs SUÇLARDAN DAVA AÇARSA, ceza yemesini, hapse girmesini, para ödemesini isterse, yani MADDİ-MANEVİ CEZA ÇEKMESİNİ İSTERSE.... Şikayet edilen kişi ŞİKAYET EDEN KİŞİYE düşman değil de dost diye mi hitap etmeli? Orada burada benim hakkımda fikir hırsızı, FEYKSEVER (SAHTEKARLIK SEVER), SERSEM gibi laflar edenler benim DOSTUM MU OLUR, DÜŞMANIM MI? Bu sitedeki herkese beni rezil etmek üzere geldiğini beyan etmiş kişiler, benim başımı ezmek isterken başını koruyan adam numaralarına yatarsa benim DOSTUM olur mu?

Ey efendi,
Sen insanlara aptal deyip hakaret etmekle kalmıyorsun, gerçekten beni aptal sanıyorsun. Dünyanın en akıllısı sen misin?

Buradaki insanları da aptal yerine koyup; bana düşmanlık yapmamış kişileri haksız yere DÜŞMAN ilan ettiğim gibi bir yalanı yayıyorsun.

B) SERSEM
---------------------------

1-Şu aşağıdaki alıntıda sözü edilen SERSEMLER, FAKE SEVER (SAHTEKARLIK SEVER) FAMİLYASI KİMDİR?

2- Bir grafikerden birden fazla program bilmesi istenmemeli diyen SERSEM kimdir?

3-Bu ifadeler Sayın Melih Yongacı'nın "grafiker hem kaptan hem tayfa olmalıdır" ifadelerinin geçtiği "korsan partisi"ni konu alan yazısı üzerine yazılmış mıdır, yazılmamış mıdır?

4-Familya (AİLE) demekle kimleri kastettin?Familya en az 2 kişiden olur. Kim bu 2 kişi?

5-Beni her gördüğü yerde kepaze etmek isteyen, sırf bu siteye bunun için geldiğini söyleyen kişilere DÜŞMAN YERİNE DOST demem beklenirse gerçekten SERSEM kim olmuş olur?

6-Bu sorular da insan haklarına aykırı mıdır? Bunun için de dava açılmakla tehdit edilecek miyim?

7-Şu sözü siz yazdınız değil mi; "bizim (bizden olan) savcılar durumu halletsindir."
Sizce Cumhuriyetin savcıları sizden veya bizden olabiliyor mu?

Emine hanıma saygılarımla. (Emine hanım; aptal dostum olacağına akıllı düşmanım olsun. Düşmanla baş ederim, tekrar saygılarımla)

---------------------------------------

2009/7/25 ny nyavuz@mac.com

Bbu zevat ve fake sever familyası 1 ay öncesine kadar bir kişiden birden fazla program
bilmesi istenir miymiş diye ortalığı ayağa kaldırmamış mıydı?Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.Hepten şaşırdı bu sersemler.NY

--------------------------
 

kafasını koruyan

Forumdan Uzaklaştırıldı
Kayıt
7 Ağustos 2009
Mesaj
12
Tepki
0
Hayret ediyorum ki, daha bu rumuz altındaki üyeliğim silinmemiş.

Bu sitede görülmekte olan davaların TARAFlarından (HASIMlarından) biri olan faruk çağla'ya karşı gösterilen SONSUZ müsamaha, facebook grubunda tescilleniyor:

"Faruk Çağla yazdı
16 Ağustos 2009, 22:52'da
Teşekkürler Ömer Yıldız,
Senin bu çorbada tuzun çoktur, katkın büyüktür.Grafikerler.org 'da bize kucak açtın. Bu grupta seni görmek büyük mutluluk. Dostluğumuzun ve dayanışmamızın devamı dilekleriml
e."

Görülmekte olan bir davada, AÇIKÇA, taraflardan birinin YANINDA olduğunu gözümüze batıra batıra haykıran bu sitenin yöneticisi ve bazı yöneticileri, az sonra, bu mesajı da, üyeliğimi de sileceklerdir, buna kuşku yok. Bu saatten sonra, bu zevata, faruk çağla'nın HASMI olarak, ağzımla kuş tutsam, nafile. Kendime ait bir şey yazmak veya savunmada bulunmak gibi bir niyetim yok ama burada Melih Yongacı'ya da bir zamanlar bana yaptığına benzer hareketlerde bulun(ul)duğunu, bir kaç gündür gözlemlemekte olduğumdan, küçük bir müdahalede bulunmak zorundayım. Sonrasında, nasıl olsa, hesaplaşmamızı, bu konunun TARAFLARI ile mahkemelerde yapacağız.

Bu arada, bu sitenin yöneticilerine önemle hatırlatmak isterim ki, kimseyi mahkemeye veya savcılığa vermekle, TEHDİT etmedim, etmiyorum. BEN TEHDİT ETMEM, YAPARIM, faruk çağla da bunu gayet iyi bilir. Ayrıca, bir insanın YASAL HAKLARINI KULLANMASI, BİR TEHDİT DEĞİLDİR. Hukuka intikal etmiş bir konuda bu sitede yapıldığı gibi boşuna ÇENE yor(dur)mak, asıl olarak HUKUKA AYKIRIDIR ve TEHDİT olarak algılanmalıdır. Hukuk süreci sonunda, kim haklıdır, kim haksızdır, belli olacaktır ve ben de haksızsam, bunu kabul ederim. Bu sürecin sonu beklenmeden, durmadan ve durmadan, bu siteden, o süreci etkilemeye yönelik yazı yaz(dır)mak, en başta bu eylemin sorumlularının başını yakar.

***​

13 Haziran 2008, saat, 13:47...

(13:47, google grubun sunucusunun saatidir. Muhtemelen ABD'deki saattir. Türkiye saati ile akşam 21 civarı olarak düşünün)

Bu zaman dilimi, bende oluşturduğu şok etkisiyle, hafızama kazınmış durumda.

Bu zaman diliminden çok kısa bir süre önce, faruk çağla bana kişisel olarak şöyle yazmış:

"from Faruk Cagla <fcagla@gmail.com>
sender-time Sent at 10:46 AM (GMT+03:00). Current time there: 9:42 AM. ✆
to Levent Elpen <leventelpen@gmail.com>
date Fri, Jun 13, 2008 at 10:46 AM
subject Re: alinin yazıları
mailed-by gmail.com

13/06/2008
Leventcim,
Araştırman için sağol..Linklere girip okuyacağım.
Tüzük yazını ve manifestonu çekmişsin.
Kararlı mısın?
FÇ"


Bakınız, 13 Haziran 2008 tarihinde, bana "Leventçim" diyerek, samimi bir dille yazışıyor. Gayet dostane bir hava hakim. Hiç bir şekilde, bu insandan, kendinize karşı ani bir hareket beklemezsiniz. En azından, bu üslupla yazışan birinin, sizin hakkınızda, HERKESE KARŞI bir bildirimde bulunmadan önce, hakkınızda OLUMSUZ da olsa, size özel olarak yazmasını ve fikirlerinizi almasını beklersiniz.

Fakat öyle olmuyor:

"from graphicdesignerFARUKCAGLA <fcagla@gmail.com>
reply-to grafiktasarimcilarmeslekbirligi@googlegroups.com
to GMBYonetim-Maillist <grafiktasarimcilarmeslekbirligi@googlegroups.com>
date Fri, Jun 13, 2008 at 1:47 PM
subject [GMB 180] Re: Rapor - Durumlar
mailing list <grafiktasarimcilarmeslekbirligi.googlegroups.com>

mailed-by googlegroups.com
signed-by googlegroups.com

13/06/2008

SAYIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE;

10 Haziran 2008 Topkapı toplantımızda, bilindiği üzere yönetim kurulu
tarafından yapılan seçimde Sayın Levent Elpen GMB'ne sağladığı
hukuksal katkılar, hukuk bilgisi ve deneyimi ile hukuk işleri
danışmanımız olarak seçilmiştir.

Bu seçimi takiben, Levent bey bana ve başkan yardımcımıza e-posta
yoluyla mesajlar göndererek bu güne kadar yazdığı yazıları GMB'nin
kullanımından ve istifadesinden çekmek istediğini , kendisinin fikri
mülkiyetinde olan yazıları fikir ve sanat eseri kanunundan doğan
hakları nedeni ile kullanmamızın yasal olmadığını, acilen bu yönde
karar almamız gerektiğini belirtmiştir.

Sayın üyeler;
Levent beyin bu isteğinin kurulumuzda tartışılmasını teklif ediyorum.

48 saat içinde yönetim kurulu üyelerinin, başkan yardımcısı ve
başkanın onayları ile aşağıdaki soruların Levent beye iletilmesini,
gelecek cevaba göre gereğinin yapılmasının karara bağlanmasını rica
ederim.

1-GMB'nin kuruluş aşamasında niçin Tüzük yazısı yazıp verdiniz? Niçin
manifesto hazırladınız?. Niçin Meslek Birliği nedir adlı makalenizi
grafikerler grubuna yolladınız?
2-Bunları yaparken herhangi bir maddi menfaat ve beklenti içinde
miydiniz? Bunlar için fiyat talep ettiniz mi, yoksa ücretsiz olarak mı
sundunuz? Bunları hangi şartlarda ne koşullar ile GMB'ne verdiniz?
Verirken kendi rızanız ile mi verdiniz?
3-Şimdi hangi gerekçeyle bütün bunları kullanmaktan GMB'ni men etmek
istiyorsunuz?

Faruk Çağla
GMB yön. Kur. Bşk."

Bir kaç saat önce, gayet samimi bir şekilde "Leventçim, kararlı mısın" diye sorann adam, bir kaç saat sonra da, sanki sizi HİÇ TANIMAMIŞ gibi, "Bunları MENFAAT için mi yazdın" diye HERKESİN İÇİNDE soruyor, aşağılıyor. Üstellik, bunu yapan, DOST BİLDİĞİNİZ biri...

Sanırım Melih Yongacı, ne demek istediğimi gayet iyi anlamıştır. "Çım" ile "çim" ile biten hitap şekillerinden sakınınız.

Burada, iki noktaya daha temas etmek zorundayım. Yukarıdaki alıntıda bahsedilen GMB, henüz kuruluşu tamamlanmamış, GAYRİ RESMİ bir kuruluş olduğundan, BAŞKANI DA, HUKUK İŞLERİ DANIŞMANI DA gayri resmidir. Üstüne üstlük, ben, HUKUK İŞLERİ DANIŞMANLIĞI gibi YANLIŞ bir görevlendirme tanımını da hiç bir zaman KABUL ETMEDİM. Hukukçulara saygım sonsuzdur. Hukuk eğitimi almamış ve meslek kariyeri olarak hukukçuluğu seçmemiş birinin "Hukuk işleri danışmanı" olarak lanse edilmesine karşı çıktım ve kabul etmedim. Benim yaptığım, meslek birliği kuruluşundaki hukuki meseleler hakkında, bildiğim, anladığım ve yorumladığım kadarıyla, öneride bulunmak ve yol göstermek idi. Kaldı ki, GMB kuruluş sürecinde yaşanan hukuk meseleleri hakkındaki görüşlerime, ne faruk çağla ne de sürece bir şekilde dahil olmuş diğer hukukçular, itiraz etmemişlerdir.

İkincisi, "Kafasını kollayan" rumuzunun kaynağını, Melih Yongacı, gayet iyi bilmektedir. Çünkü o yazışmaya BİZZAT tanıktır:

"10-Kafam bozuldu, kafasına baston vuracak birini aradım ama Levente benzer
biri yoktu ortalarda
. Başkatibin yanına gitmeye de yüzüm yoktu." (Faruk Cagla 8 Temmuz 2008, 19:32, gmb-yönetim grubu)

Bu ve buna benzer daha onlarca, yüzlerce, hakaret ve tehdit, üye olmadığım o grupta, ARKAMDAN yazılmıştır. Melih Yongacı, şimdi gösterdiği tepkiyi, bizzat üye olduğu o grupta, o zamanlar gösterseydi, ne olurdu diye sormayacağım.

(Önemli not: Bu kafasına baston vurma muhabbeti gibi "yüksek seviyeli hicivsel" yazışmalardan, tam ON AY sonra bizzat haberim oldu)

***​

Son olarak: faruk çağla'nın bu alıntıyı buraya bizzat alması, İKRARdır:

"2009/7/25 ny nyavuz@mac.com

Bbu zevat ve fake sever familyası 1 ay öncesine kadar bir kişiden birden fazla program
bilmesi istenir miymiş diye ortalığı ayağa kaldırmamış mıydı?Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.Hepten şaşırdı bu sersemler.NY"

Bu mesaj, g-graf isimli, yönetmiş olduğum Yahoo grupta yazılmıştır ve faruk çağla da o gruba üye değildir. Bu mesajı görmesi ve buraya kadar taşımış olması, FAKE isimle gruba üye olarak gizlice mesajları okuduğunu, AÇIKÇA göstermektedir.
 

İsmail Ev

Altın Üye
Altın Üye
Kayıt
29 Temmuz 2008
Mesaj
84
Tepki
1
Beyler, Efendiler, Beyefendiler!...
Bazı şeyler ima ettim. Kimse üzerine almadı, görmedi görmezlikten geldi.
Emine hanım biraz daha açık ikazda bulundu. Yine tınlayan olmadı.
İma etmiyorum.
Açıkça söylüyorum:
Burada birbirini hasım ilan etmiş kişilerin karşı tarafın olumsuzluklarını ortaya koyma yarışı sonuda ne elde edeceklerini söyleyeyim mi? Açılan davalar sonucunda
Prestij kaybı(manevi kayıp), Para kaybı(maddi kayıp), En önemlisi de camianın birbirilerine güven kaybı.
Peki kim kazanacak? Kim karlı çıkacak?
Atasözlerimiz boşuna mı söylenmiş:
Keskin sirke küpüne zarar.
Öfke baldan tatlıdır.
Öfke ile kalkan zararla oturur.
Bir kötünün yedi köye zararı dokunur.
Kurtlar puslu havayı sever.
...............
Lütfen beyler, yapıcı birşeyleriniz varsa paylaşın.
Yıkıcı olanları kendinize saklayın.
Bir hadis-i şerifte Hz. Muhammed (sav): "Fitne uykudadır. Bunu uyandırana, Allah lanet eylesin!"
Kimsenin bu hadis'e muhatap olmasını istemem.
Saygılar
 
Durum
Konu kapatılmıştır.
Yukarı Alt