Tasarım bilmeyene Grafiker denir mi?

Kayıt
21 Aralık 2008
Mesaj
76
Tepki
0
Sayın Fulya Özkan yazdıklarınıza tamamen katılıyorum konuyu çok güzel bir şekilde özetlemişsiniz.

ve bir ata sözümüzü paylaşmak istiyorum AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ
 
Kayıt
16 Aralık 2008
Mesaj
9
Tepki
0
eğitimden kastedilen sadece üniversite gsf eğitimi mi? acaba başka yollarla eğitilmek, mesela bir veya birden fazla ustanın yanında yetişmek, mesleki kitapları karıştırmak, tasarımı öğrenmek için her yolu denemek bu da eğitim değil mi? bu da eğitim. ama daha iyi eğitim ama daha kötü eğitim. ama eğitim.
dolayısıyla -başka başlıkta yazdığım gibi- tartışılması gereken, eğitimin gerekli olup olmadığı değil. nitekim eğitimin gerekli olduğu konusunda birçok insan hemfikirdir. tartışılması gereken, eğitimin nerelerde, nasıl bir içerikle, ne kadar sürede verilmesi gerektiğidir bence.
aşağıdaki başlık bu tartışma için idealdir:
https://www.grafikerler.org/grafiker-grafik-tasarimci-amp-grafik-tasarim/10499-ideal-grafik-egitimi-nasil-olmali.html#post60111
 
Kayıt
2 Aralık 2008
Mesaj
106
Tepki
0
@cavit nogay

şahsın görünür rütbe - i aklı eserinde..

Bende teşekkür ederim, iyi akşamlar, çalışma yaşamınızda da başarılar dilerim..
 

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
Sayın Fulya Özkan diyor ki;

Eğitim almış ancak yaratmayı bilemeyen bir (herhalde biri veya birisi diyecekti) tasarımcı olamaz kanısındayım..

Ancak bu bile eğitim almamış ancak yaratıcılığa sahip bir insanın da grafiker olduğu anlamına gelemez ne yazık ki...


Şimdi ben de birinci cümleyle ilgili olarak diyorum ki;

Arkadaşlar; yaratıcılığı sadece TANRI VERGİSİ gibi değerlendirip, OKULLARDA ÖĞRETİLMEZ YANILGISINA DÜŞMEYELİM.

İyi eğitim verilen okullarda YARATICILIĞI GELİŞTİRME TEKNİKLERİ ÖĞRETİLİR.

İnsanın kültürü ve bilgisi arttıkça, ufku genişler, ufku genişledikçe olaylar arasındaki bağlantıları daha kolay görür.

Bu da yaratıcılığını arttırır.

Yaratıcılık kelimesi çok sakat ve yanlış anlaşılmaya müsait bir kelimedir. YOKTAN VAR ETME gibi algılanır, oysa DISCOVER desek keşfetmek demektir, ve bizim anlatmak istediğimiz yaratıcıllık DISCOVERER yani keşfedici, buluşçu, kaşif anlamında bir yaratıcılıktır. Kimsenin göremediğini GÖRMEK, kimsenin BULAMADIĞINI BULMAK anlamındadır.

DOLAYISI İLE BU BİLE YARATICILIĞIN EĞİTİMLE GELİŞTİRİLEBİLECEĞİNİ GÖSTERİR .

Ben üniversitede verdiğim derslerde gençlere "siz benden grafik programları kullanırken yararlanacağınız KLAVYE KISAYOLLARINI istiyorsunuz, ama ben size İLAVE OLARAK TASARIMIN KISA YOLLARINI DA ÖĞRETECEĞİM" demiştim.

TASARIMIN DA KISA YOLLARI vardır, bunları BİLEN, YARATICILIĞIN DA KISA YOLLARINI BİLİR.

DOLAYISI İLE İYİ BİR EĞİTİMİN İYİ OLABİLMESİ İÇİN YARATICILIĞI DA ÖĞRETMESİ VEYA GELİŞTİRMESİ LAZIMDIR.

Bu bakımdan birinci cümleye eleştirel yaklaşıyorum.

Şimdi ikinci cümleye gelirsek;

Ancak bu bile eğitim almamış ancak yaratıcılığa sahip bir insanın da grafiker olduğu anlamına gelemez ne yazık ki...

Aslında bu cümle benim ilk cümle için yaptığım eleştirileri doğrular mahiyette.

Bakınız, şöyle;
Eğitim almamış kişi sadece yetenekliyse ve yaratıcılığa sahipse.... ve OKUL veya EĞİTİM DE benim dediğim gibi YARATICILIĞI DİSİPLİNE EDİP ONU GELİŞTİRİYORSA, demek ki ham ve işlenmemiş yaratıcılık ile eğitim görmüş yaratıcılık arasında kıyaslama yaparsak eğitim görmüş yaratıcılık daha üstün olacaktır.

Ece hanımın dediği gibi eğitimi illa da üniversite diye ele almayınız.

Ben öğrencilerime dersi bu gün üniversitede veririm, yarın üniversiteden kovarlarsa evimde veririm...

Nice iyi tasarımcı vardır ki, çıraklık ve kalfalık zamanlarını iyi bir ustanın yanında çalışarak ve iş esnasında ondan eğitim alarak geçirmiştir. İşte o eğitim o çırağın yaratıcılık sürecini hızlandırmıştır ve geliştirmiştir.

DEmek ki eğitim YARATICILIĞI DESTEKLER VE GELİŞTİRİR.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz ama, adama hangi ustanın yanında çıraklık yaptın, eğitimini nereden aldın diye de sorulur...

YETENEK VE YARATICILIK DİYE KENDİLERİNE TANRISAL BİR GÜÇ VEHMEDİP, EĞİTİMİ İKİNCİ PLANA İTENLERE ÖNEMLE DUYURULUR.

(bu sitede ideal grafik eğitimi nasıl olmalıdır diye bir konu açtım, bu yaratıcılık ve eğitim meselesini orada tartışınız, biz burada sadece TASARIMCI OLMAYANA GRAFİKER DENİR Mİ KONUSUNU TARTIŞIYORUZ. BİRİLERİ KONUYU NEREDEYSE YETENEKLİ OLMAYANA GRAFİKER DENİR Mİ NOKTASINA ÇEVİRMEK İSTİYOR. Yine bunun sonunda yetenekli ise tasarım yapar, yaratıcılık Allah vergisidir, tasarımcılık allah vergisidir, o HALDE tasarımın ve yaratıcılığın EĞİTİMLE İLGİSİ YOKTUR NOKTASINA VARILMAK İSTENİYOR... BU HAİN TUZAKLARI ÇOK GÖRDÜM. BEN YEMEM, ama görüyoruım ki yiyenler var, ONLAR DA UYANIK OLSUNLAR. )
 
Kayıt
7 Temmuz 2008
Mesaj
208
Tepki
5
Selam,

29 Ağustos 2006 tarihinde sitelerden birinde benzer bir konu başlığını açan kişiye aşağıdaki şu yazıyı yazmıştım...


Sayın ......... .........

Düşünceniz doğru ama ortaya çıkan sonuç yanlış. Başka bir alanda bu türden ya da benzer durumların sonuçlarının ortaya çıkmasının getirdiği olumsuzluklara dikkat çekmeniz ve aynı olumsuzlukların bu alanda da yaşanmaması için çaba sarfediyor olmanız güzel bir gelişme. Yalnız ortaya çıkan sonuca baktığımızda sizin bu özelliği vurgulamanızın bir anlam ifade etmediği görülmektedir. Benzer durumda benzer tepkilerin gösterilmesi ortak düşünce ve kaygıların yaşandığının, bu kaygıların benzerlerinin bu alandaki kişilerce de hissedildiğinin göstergesi oldu. Forum alanında bir süredir bu ve buna benzer konularda yaşanan karmaşanın ve belirsizliğin, sonuca ulaşılamamasının bu konuda da yaşandığını görüyoruz.

Ortak düşünme ve üretme kültürümüzün henüz yeterince gelişmemiş olmasının ve bu alandaki kişilerin de bu ortak kültürün insanları olmasının bilinciyle bu tür yeniden tartışma ortamı ve zemini hazırlayacak içerikteki konuların sitemize herhangi bir geliştirici etkisinin olmayacağını düşünüyorum.

Oysa ki ortak amacın, ortak hedeflerin ve ortak düşünce şeklinin mevcut olan sitenin daha ileri düzeylere çıkartılması ve yaşanılan olumsuzlukların ortadan kaldırılabilmesi için yeni açılımlar sunulması site üyelerine daha çok yararlı olur düşüncesindeyim.

Bu alanda kendisinin dışındaki kişilere yararlı olmak, yön vermek, belli bir düşünceyi aktarmak amacında olan kişilerin mevcut yapıyı tahlil edip bu yapının hangi yönlerinin öne çıkarılması, hangi yönlerinin olumsuzluklardan sıyrılması, hangi yönlerinin geliştirilmesi noktasında düşünmesi ve o yönde hareket etmesi bence bir zorunluluktur.

Tartışma ortamlarının mevcut yapıyı zaten homojen olmaması nedeniyle yıpranmasını üst düzeylere ulaştıracağını, bulanık suda balık avlamanın keyfini süreceğini düşünenlerin ekmeğine yağ süreceğini, bilgilendirmenin ve sitenin manifestosu gereği öncelikli olan eğitimin geriye, gereksiz olan bütün şeylerin ise ön plana çıkartılacağını düşünüyorum.
Bu arada oluşan olumsuzlukların da tartışılması gerektiğini ve tartışmaktan korkulmaması gerektiğini savunacaklar da olabilir.

Onlara:

- Tartışmanın mantığının kişisel sürtüşme düzeyi olmadığını, her yazı yazana dışarıdan bakanların ben şimdi onun ağzının payını veririm sığlığı ile yaklaşmasının bu yapıya ve en önemlisi de kendilerine zarar vereceklerini bir kez daha düşünmelerini öneririm.

Sizin konuya iyi niyetli bir düşünce yapısıyla yaklaştğınızı bildiğim için; bu tür sonu gelmez tartışma ortamlarına çanak tutabilecek türden ve küçükburjuva ukalalığı düşüncesiyle hazırlanmış doğru olmasına karşın anlatım şekli itici bir yazıyı bu alanda üstelik hiç bir yararı ve geliştirici etkisi olmayacağı kesin bu yazıyı yayınlamanızın nedenini özellikle merak ettiğim için size sordum. Neden diye.

Üzerine basmaktan yorulmuş olmama karşın bir kez daha söylemenin zararı olduğunu düşünmeden söylüyorum. Bu alan bir eğitim alanı. Bu alan kişilerin kendi sığlıklarının ve çarpıklıklarının düzeylerinin test edildiği bir alan değil. Bu alanda ben dahil her üyenin ( ki bunun içerisine yönetim de girmektedir ) bir kez daha şapkasını önüne alıp düşünmesi gerekmektedir.

- Nasıl ve ne tür bir yapı içerisinde olmak istiyoruz. Kendimizi geliştirmenin yanında bizden sonra yerimizi dolduracağı kesin olan kişilere hangi bakış açısını, hangi davranış şeklini aktarmak istiyoruz. Bir misyonun temsilcisi olarak o misyonun gerektirdiği gibi davrandığımızı düşünüyormuyuz. Gelişimin kişilerin kendilerinin özel çabalarıyla bir yere kadar taşınabileceğini, oysaki toplam gelişimin toplumun yapısını da geliştireceğini biliyormuyuz. Bilmediklerimizi bilmenin bizim için gelişmeminiz ana hedefi olduğunu, bakış açımızı zenginleştirmenin karşımızdakini de kapsayacağını, gönül zenginliğimizin herkesi o oranda kapsayacağını da biliyor muyuz..?

Bilmiyorsak bilelim, öğrenmemişsek öğrenelim, öğrenmeyeceksek eğer dışarıdan seyredelim yapıya zarar vermeyelim.


Yazı küçük bir iki ayrıntı değişikliği dışında o tarihte bu şekilde yazıldı. Sonuç ne mi oldu dersiniz..? Koskoca bir sıfır. Şimdi sizlere şunu sormak istiyorum.

- Sıfır punto olarak büyük ya da küçük yazılırsa değeri değişir mi..?
- Sıfır hangi karakterde yazılırsa daha kalıcı etki bırakır..?
- Sıfır hangi renk yazılırsa ilk bakışta diğerlerinden öne çıkar..?



Saygılar...
 

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
Tasarım bilmeyene grafiker denir mi denmez mi?
Buna herkes cevap vermeli.
 
Kayıt
31 Mayıs 2008
Mesaj
18
Tepki
0
Sevgili dostlar ve üstadlar, Acizane Bence bu dar piyasada bilhassa taşrada metropol olmuş şehirlerin dışında ki Bu işlerle uğraşanlar arkadaşlarımız Grafikermidir, Tasarımcımıdır, Grafiker Tasarımcımıdır pekte önemsenmemektedir. Herkes tutturmuş bir yol gidiyor üç beş kuruş peşinde esasen bu işleri hakkıyla yapan ustalarımızın da emeklerinin karşılığını alabildiğinede inamıyorum. Bence Tasarım işi başlı başına bir sanat ve herkesin harcı değil. Beyin üretkenliğiyle alakalı bir durum. Çoğumuz Proğram operatörlüğü yapmaya çalışıyoruz. Tüm arkadaşlarımı sevgiyle selamlıyorum.
 

farukcagla

Grafik Öğretim Görevlisi
Kayıt
24 Şubat 2008
Mesaj
642
Tepki
23
@Mustafa Dumrul

Mustafa Dumrul bey,
Önce dürüstçe ve açık yüreklilikle yazdığınız için teşekkür ederim.

Yazdıklarınız iki önemli tespiti içeriyor;

1-Herkes ... üç beş kuruş peşinde...bu işleri hakkıyla yapan ustalarımızın da emeklerinin karşılığını alabildiğine de inamıyorum.

2-Bence Tasarım işi başlı başına bir sanat ve herkesin harcı değil. Beyin üretkenliğiyle alakalı bir durum. Çoğumuz Proğram operatörlüğü yapmaya çalışıyoruz.

Bu iki önemli tespitinize yüzde yüz katılıyorum.
Bu sitedeki aşağıdaki bağlantıda buna benzer görüşlerimi sizden bağımsız olarak yazmıştım;

https://www.grafikerler.org/grafiker-ve-egitim/10535-grafikerligi-nerede-ve-nasil-bir-egitim.html

Beyin üretkenliği dediğiniz konuda ise bir çok yazımda "patronlar ve müşteriler bilgisayarı kullanmanızı istiyorlar, beyninizi veya aklınızı kullanmanızı değil" diye yazmıştım.

İşte bu yüzden "aklını değil, aleti kullanan amele grafiker istiyorlar" demiştim.

Bu da grafik tasarımcı istemediklerinin, sadece uygulamacı istediklerinin kanıtıdır.

Zaten siz de çoğumuz program operatörlüğü yapıyoruz bile demiyorsunuz, yapmaya çalışıyoruz diyorsunuz. Yani onu bile hakkıyla yapamıyoruz veya yaptırılmıyor, demek istiyorsunuz...

Şimdi işte bu program operatörlerinden birisi Topkapı 2. Matbaacılar sitesinde çalışıyor. Kendisine logo yaptırmak için başvuran bir börekçiye 15 lira (eski parayla 15 milyon) karşılığında logo yapmış.

Bu börekçi Cağaloğlunda börek salonu açıyor ve ayda 3,5 milyar yani 3500 lira dükkan kirası ödüyor ve bana logo yaptırmak istedi ve fiyatımı pahalı bulup 15 liraya bu grafiker olduğunu ifade eden kardeşimize yaptırmış.

"Niye bu fiyata yaptın aslanım?" diye sorulduğunda , "ne var ki abi 15 dakkamı aldı, bir öğle yemeği param çıktı, fena mı oldu?" demiş.

15 dakkalık logoya 15 lira, dakikası 1 lira... Artık logo yaparken veya yaptırırken daki hesabına göre ücretlendirilmeli. Ben cahil ve kurnaz müşterilerime logonun kilosuna kaç para veriyon diye dalga geçiyordum ama dakikasına kaç para veriyon demek aklıma gelmemişti, bundan sonra derim.

İşte bunlar sizin "üç beş kuruş peşinde ve tutturmuş bir yol gidiyor" dediğiniz ifadeye cuk oturuyor.

Yine sizin dediğiniz "ustalar emeğinin karşılığı alamıyor" tespitiniz doğrudur. 15 liraya logo yapan kardeşlerimiz sayesinde böyle oluyor.

15 liraya yapılan logo ise hatalarla dolu, bir kere Osmanlıca bir kelime çok yanlış yazılmış, kesme işareti yok edilmiş ve A harfinin aksanları, uzatma işaretleri yanlış olarak iki defa tekrarlanmış. Mesela, Kemal-i Afiyet yazılacaksa, Kemali Afiyet yazılmış ve gereksiz yere iki a harfinin tepesine uzatma işareti konulmuş. İki kelimenin arası epey açılmış ve mesela Kemali Afiyet şeklinde epey boşluk bırakılmış. Ama müşteri olan börekçi de cahilin biri, bu hataları görmemiş. İki tane buğday başağı konularak börekçilik mesleği ifade edilmiş oysa buğday başağı ekmekçiliği de, unculuğu da ifade eder.

İşte dediğiniz "beyin üretkenliği" ile alakalı durum.

Beyni üretken olmayanlar kendi içlerinde birbirleriyle ne güzel anlaşıyor. Kör satıcının kör alıcısı oluyor.

"Beyini üretken olmak veya olmamak" işte bütün mesele bu.
 
Yukarı Alt